"Sangarius" adının eski Frigya bölgesinde Sakarya’nın doğduğu yer olan “Sangia” şehrinden alındığı söyleniyor.Bu şehir, Eskişehir sınırları içindeki Çifteler ilçesinin 3 kilometre güneydoğusunda yer alıyor. Bugün de burada kaynayan ve küçük bir göl haline gelen yer altı suları, Sakarya’nın kaynağı olarak bilinmektedir.
Frigyalılar M.Ö. 7. yüzyılda bu bölgede hüküm sürüyorken, bu nehre kendilerince kutsal sayılan “Sangari” adını vermişler. Bu isim ise daha sonradan “Sangarios” (Sangarius) ve saldırgan anlamına gelen “Zakharion”a dönüştü. İlin adı olan “Sakarya”nın MÖ. 3. ve MS. 4. yüzyıllar arasında bölgemizde yaşayan Bithynlerin Kraliçesi “Sangarius”un adının zamanla söyleniş değişikliğinden geldiği rivayet edilmektedir. Nitekim bölgemizdeki “Geyve”nin Bithyn “Gekve Hanım”dan, yine Sakarya Nehri’nin adı olarak yer yer söylenen “Sangari” veya “Sakari”nde bu rivayeti doğrular gibidir.
Ana Tanrıça Söylencesi. Mitolojiye göre, Friglerin Ana Tanrıçası Kibele’nin kocası Atis’i, Sakarya Nehrinin kızı Nana doğurmuştu. Nana, Sakarya’nın güzellikte eşsiz kutsal perilerinden biriydi. Bahar geldi mi Sakarya nehri açılıp saçılıyor, su perileri, yeşeren toprakların dallarında, çiçeklerinde, güzel kokularla tabiata kucak açıyorlardı. Nana, böyle bir bahar günü, çiçekli bir badem ağacına ‘şık olmuş, beyaz bir badem içini bağrına basarak gebe kalmış, sonunda Atis, ya da Temmuz’u doğurmuştu. Temmuz ayı, adını buradan almaktaydı. Ana Tanrıça Kibele’nin şehri, bugün Sivrihisar’ın on iki kilometre güney doğusundaki Pessinus olarak bilinir.
Bugün, bu şehrin yerinde arkeolojik kazılar yapılmakta ve Kibele Tapınağı meydana çıkarılmaktadır. Eskiçağ Anadolu efsanelerine göre, Kibele aynı zamanda hayat ve bereketin tanrıçasıydı, tabiatın anası sayılıyordu. İlkbaharda kız, yazın çeşitli ürünleri doğuran ana oluyordu. Kibele’ye ay tanrıçası gözüyle de bakılıyor, ay hilâl şeklindeyken kızı, dolunayken gebe kadını temsil ediyordu. Sakarya da Anadolu tapınağının damarında dolaşan, ona can veren, güç kazandıran kan misali bir hayat kaynağıydı. Bundan dolayı Sakarya nehri yüzyıllar boyu kutsal sayılmış, susuz, bağrıyanık Anadolu toprağını sulamış, geniş ovaları, yaylaları kıvrım kıvrım dolaşarak Karadeniz’e kavuşmuştur.