“Eski Tas Eski Hamam” bizim hayatımızda bir değişen yok. Hep bir beklentidir siyasetteki değişim hayatımızı da değiştirecek diye. Seçmen tavrını mevcuttan yana kullandı.

En başta bayram yaklaştı, ikramiye hayali kurduk. Hesabımıza geçecek olan bayram ikramiyesi ile bir anlık olsun nefes alacak, belki de tatil planları yapacaktık. Olmadı, payımıza yine hüsran düştü.

Dolayısıyla bayram tatili yapmak bir yana daha zor günler beklemekte bizleri.

Ekonomide yaşanan hızlı geriye gidiş abartı olmasın ama çöküşe doğru hızlı ilerliyoruz. Daha önce itham etmiş oldukları ve kovduklarından kurtarıcılık sorumluluğu yükleyerek, çıkış beklemekteler.

Ekonomide yaşanılan olumsuzluklar her geçen gün daha da derinleşmekte. İçinden geçtiğimiz bu zor günleri de arayacağımız söylenmekte.

“Bunlar Halk Bank’ı da dolandırmaya çalışıyorlar” diye suçladıkları Mehmet Şimşek, bugün karşımıza kurtarıcı olarak çıkarıldı. Varın gerisini siz düşünün.

Bizleri zor günler bekliyor ama çok zor günler.

Döviz ve akaryakıt piyasasında yaşanılanlar düşünülürse bizi nelerin beklediğini anlamak sanırım mümkün. Akaryakıta nerede ise her gün zam uygulanmakta. Adına fiyat ayarlaması denilen zamları her üründe yaşamaktayız ki bunlar daha iyi günler.

Yazık oluyor, her gün daha da eriyoruz. Böylesi zor koşullar altında küçük esnaf başta olmak üzere ayakta kalma mücadelesi verilmekte. Hele ki bordro çalışanı ise her gün maaşınız erimekte. Örtülü devalüasyon yaşanmakta maalesef ve her gün.

Geçmişte yaşanılanlar düşünülünce ne kadar da haksızlık yapılmış diye düşünüyorsunuz. Bu gün yaşanılanlarla kıyaslanmayacak oranlarda ki zamlara tepki olarak Başbakanlık binası önünde yazar kasa kırılma eylemleri yapıldı, hatırlayanlar bilecektir.

Bu günün çok gerisinde yaşanıyordu ekonomik kriz, bu gün akıldan geçirmek bile mümkün değil.

Ekonomide yaşanılan gerilemenin dışında özgürlüklerde yaşananı da bir düşünün.

Her gün biraz daha fakirleşiyoruz ne yazık ki. “İğneden ipliğe” zam yolda, yaşam daha da zorlaşacak. Yoksulluk sınırı hatta açlık sınırı altında yaşam sürülmekte. Sanırım nüfusun önemli bir bölümü açlık sınırı altında yaşam sürmekte.

İcra dosya sayısı, tüketici kredileri ve kredi kart borçlu sayısı dikkate alındığında gerçek ortaya çıkmakta.

 Artık hayal bile kuramaz haldeyiz.

Geleceğimiz ipotek altına alınmış, borçlu yaşama itilmişiz.