İngiltere Hindistan’ı tam yüz elli yıl bir vali ile yönetti. Bir vali ile Hindistan’ın zenginlik kaynaklarını, yeraltı madenlerini, baharat gibi ürünlerini sömürdü. Tabi halk bunun farkında sömürüldüğünün, işkencelerinin falan bilincinde, zaman zaman protesto ediyorlar ama o kadar.
Bir valinin zamanında, İngiltere'den bir gazeteci bu vali ile röportaj yapmak için, bilgi alışverişi yapmak ve düşüncelerini yazmak için Hindistan’a gider. Valinin konağında bulunduğu bir sırada yine halk konağın etrafında toplanmış, İngiltere'yi protesto ediyorlar, İngiltere'nin aleyhinde yazılar yazmışlar, yine İngiltere aleyhinde sloganlar atıyorlar.
Gazeteci valiye bakıyor, pencerenin arkasından hafif tebessüm ederek halkı izliyor. Bu sefer gazeteci soruyor, siz söyledikleri dilden anlıyor musunuz? Vali evet dillerini biliyorum, dediklerini anlıyorum bu benim hoşuma da gidiyor. Gazeteci tekrar diyor ama sizin aleyhinizde bağırıyorlar, bu sefer vali cevap veriyor; siz bağıran, çağıran aleyhte sesli sesli konuşanlardan korkmayın, onlar şimdi içindeki ateşi atarlar, sanki bir iş yapmış gibi evlerine gider mışıl mışıl uyurlar. Onlardan bir zarar gelmez.
Sen asıl sesiz çoğunluktan kork, derinden ve gizliden hareket edenlerden kork, bunlar hiçbir şeydirler.
Şimdi dünyada İsrail’i protesto eden yığınlar var, bunlar bağırır, çağırır içlerindeki ateşi atarlar, bu olayları yarın unutur, bunlarla yine dost olurlar, bunların mallarını alırlar, bunlarla ticaret yaparlar, bu boş boş bağıran kalabalıklardan bir zarar gelmez efendim. Yarın ellerinde kola, ağızlarında Amerikan sigarası her şey süt limandır. İşte vah ki vah.
Kalın sağlıcakla.