Doğumla ölüm arasında sadece "İKİ NOKTA" vardır. Allah (CC) "OL" der olursun "ÖL" der ölürsün. Hayat bu kadar kısa…
Hafta sonu niye böyle bir yazı kaleme alma ihtiyacı hissettim. Anlatmaya çalışayım…
Sakarya Büyükşehir olduğunda belediye başkanımız olan Aziz Duran’ın ölüm yıldönümü bugün. Aziz ağabeye rahmet diliyorum. Şehir tarihine bakıldığında O’nun belediye başkanı seçilmesi de bir milat bir devrim niteliğindeydi. Nazik, mütevazi bir o kadar da kibardı. Ebediyete göçüşünün üzerinden tam 5 yıl geçti.
Aziz Duran ağabeyin ölüm yıldönümünde ölümün gerçek olduğunu ve hiçbirimize çok uzak olmadığını hatırladım belki birilerine de hatırlatabilirim diye yazıyorum. Yıllarca maden ocağında kömür kazarak çalışan, emekliliğinde sağlık bulmak için hastaneler arası mekik dokuyan, 1 Aralık 2020’de toprağa sakladığım babama duyduğum özlemin verdiği bir ruh halimin de olduğunu belirteyim.
Seçilmişler, atanmışlar veya bizim gibi sıradan insanlar için doğum ve ölüm arası esasında iki nokta. ‘OL’ ve ‘ÖL’
Yaptığımız iş üstlendiğimiz görev süresince yaptıklarımız konuşulacak ardımızdan.
Makam sahipleri sanıyorlar ki bulundukları yerler ebedi onların. Makamlarına giderken geçtikleri koridora baksalar, koridorların girişinde asılı resimleri görseler onlardan önce oralarda başkalarının da olduğunu görecekler. Ama görmüyorlar.
Bir saniyesine bile hakim olamadığımız, hükmedemediğimiz bir hayat için bütün bunlar. Oysa hepimiz biliyoruz mezarlıklar yerleri doldurulamayacağını sandıklarımızla dolu..
Adalet bizim istediğimiz gibi sonuçlanırsa adil olduğunu yorumluyoruz.
Toplumun genelini ilgilendiren meselede üç maymunu oynuyoruz.
Geldiğimiz noktada hırsızı savunmak, arsızın ardında yürümek utanılacak bir durum değil. Hırsız, arsız, uğursuz güçlüyse peşinden koşulur oldu.
Lafı çok uzatmayacağım. Yarım asırlık ömrümde bildiğim ve gördüğüm tek gerçek ‘ölüm de var’