Zorbalık! Bu kelime sizlere tanıdık geldi mi? Zorbalık, kelime anlamı olarak bir gücü kötüye kullanma halidir. Cümlelerle bu kadar basit ifade edilen bir kelimenin taşıdığı yük ve insana verdiği zarar, tanımlanabilir değil maalesef. Çoğu zaman acıyı ifade etse de; maruz kalan için sessiz bir çığlık olarak iz bırakır. Çoğu zaman da duygusal yaralar ile yıkıcı bir güç olarak karşımıza çıkar. Kelime olarak ağırlığını ne kadar da hissettiğimiz bir konu değil mi?

Çocuklar, dünyamızın en değerli varlıklarıdır…

Peki, onlara gelebilecek en ufak zarara karşı aldığımız önlemleri saymakla bitiremeyiz. Okulda, sporda, oyunda, nerede olurlarsa olsunlar, onların neşeli kahkahaları ve kıkırdamaları paha biçilemez.

Bir çocuğun başka bir çocuğa karşı zorbalığı, onun yaşantısının bir yansımasıdır. Sevilmeme, yaşadığı sert davranışların ve baskıların karşı tarafa aktarılmasıdır. Sosyal ortamlarda kabul görmenin kolay yolunu, başkalarını ezerek üstünlük kurma savaşı olarak görürler. Ezilen ve zorbalık gören çocuk ise içe kapanır, özgüvenini kaybeder ve dışlanmış hisseder. Çocukluk yılları, hassas ve dikkat edilmesi gereken bir dönemdir ve küçümsenmemelidir. O yıllarda oluşan karakter, yaşam boyunca özgüven eksikliği ve kendini ifade etme sorunlarına yol açabilir.

Hepimizin çocukluk döneminde ufak tefek bu tip sorunlar olmuştur. İlerleyen yaşlarda daha büyük sorunlara dönüşmemesinin tek yolu bizlerin bu konudaki farkındalığı…

Yetişkinler gibi çocukların da empati yeteneklerini geliştirebilmeleri, duygularını birbirlerine açıkça ifade etmeleriyle mümkün olabilir.

Çocuk gelişimine ilgi duymamla alakalı çocuk psikolojisi üzerine okuduğum birkaç kitaptan edindiğim bilgilere dayanarak; çocuklar arasında oynanan oyunlar, çocuklara karşı yetişkinlerin örnek davranışları ve empatiyi arttıracak hikaye anlatımları bu konudaki en etkili yöntemlerdendir.

Bu konuda unutmamız gereken en önemli unsur da sevgidir. Sevginin çocuklar üzerinde başaramayacağı bir sorun daha yok. Sevildiğini hisseden bir çocuklar, hem bunu yansıtır; hem de algısı yüksek bireyler olarak toplumumuza karışırlar.
Ülkemizin değerli ebeveynlerinden tek dileğim; daha duyarlı, ilgili, dikkatli ve sevgi dolu bir şekilde yetiştirdiğimiz çocuklarımızın başaramayacağı hiçbir şey olmasın. Öfke ve düşmanlık yerine şefkatle büyüttüğümüz çocuklarımızın güzel günlerini görmek dileğiyle…