10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, her özel günde olduğu gibi adettendir kutlanır. Kutlayalım da peki madalyonun diğer tarafına da bakalım gerçekten kutlanacak halde miyiz?
Kelimelerimi çok seçerek kullanmayacağım zira bugüne kadar çalışan gazetecilere de çok seçerek kullanılmadığı gibi.
Aslında benim değineceğim sıkıntılar bütün gazetecilerin yaşadığı sıkıntıların bir bölümü ama ben Sakarya’daki sıkıntılar olarak bahsedeceğim.
Şartları ileriye gitmesi gerekirken tüm meslekler arasında, en çok geri giden meslek belki de gazeteciliktir.
İşine yeni başlayan tüm gazeteciler büyük bir hevesle başlar bu işe önce deneyimsiz olduğunuz için yüksek bir ücreti hak etmediğiniz kabul ettirilir, olsun dersiniz çünkü mesleğiniz bu ve başlarda normal gelir. Sonra seneler geçer tecrübe sahibi olursunuz ücretiniz artmaz hatta azalabilir.
Tüm mesleklerde kabul gören bir taban fiyat varken gazetecilikte maalesef böyle bir ücret politikası mevcut değil.
Bugün 50- 60 bin bandında ücretlerden başlanırken gazeteciler 28 bin alıp alamayacaklarını konuşuyor. Bugün biz asgari ücretin yetersiz olduğu eleştirilerini yapıyorken 25 bin lirada anlaşalım konuşmalarının geçtiği söyleniyor.
Akıl alır gibi değil!
Asgari ücretle evini geçindirmeye çalışan gazetecilere, para yetmiyor bahanesi ile ya işten çıkarma ya da asgari ücretin altında çalışmayı önerenlerin bu talebini kabul edenler yüzünden mesleğe yeni başlayanlar da ya razı gelmek ya da mesleklerini bu sıkıntılar yüzünden yapamamak zorunda bırakılıyor.
Bu mesleğin onurunu, prestijini bu işi yıllardır yapan gazetecilerin de düşünmesi yeni gelenlere yol gösterici olması gerekirken razı gelinen şartlar mesleği daha da yok ediyor.
Okuyup emek verip mesleğini yapmak isteyen gazetecilerin haklarını koruyan 212 Sayılı Basın İş Kanunu mevcutken bu şartlarda çalıştırılması, bu sıkıntılara uygulamalara ses çıkarılmaması ne kadar doğru?
Gerçi sorsanız kanunda ne yazdığını artık gazeteciler bile unuttu o kadar denetimsiz haklarımızdan habersiz bırakıldık ki.
Bugün parasını gününde aldığı için şükretmesi beklenen meslek sahibi gazeteciler aralarında para toplayıp makarna yemek, kuru bir çaya çalışmak zorunda bırakılıyor.
Bütün bunlar olurken Sakarya Gazeteciler Cemiyeti, Sakarya Gazeteciler Birliği, Sakarya Radyo, Televizyon ve İnternet Yayıncıları Derneği Adapazarı Gazeteciler Derneği var peki bu sorunları hiç duymadılar mı? Hiç gazetecilerin ne şartlarda çalıştıklarını görmediler mi?
Gördülerse neden sesleri çıkmıyor? Görmedilerse gazetecileri temsil eden bu oluşumlar neyle ilgilenir?
Hiç çalışan gazetecilerin haklarını korumak için bir girişimde bulundular mı, şartları düzeltmek için bir adım attılar mı, ses çıkarttılar mı?
Bu sorunları daha ne kadar görmezden gelmeye devam edeceğiz? Bu mesleğin nasıl olsa İletişim Fakültesi mezunu olmasına gerek yok herkes yapar biri giderse, biri gelir” şeklinde rahatlığına ne kadar daha izin vereceğiz?
Ya bu duruma çözüm bulunmalı ya da fakülteleri de kapatalım zaten bu meslekten mezun olan birçok insan ya işsiz ya başka mesleklerde.