Bu sabah sokaklarda şöyle bir dolaştım, evlerin bahçelerine dikilen ıhlamur ağaçları mis gibi kokuyordu. Çok hoşuma gitti. İçime çektim. Kokusu bana huzur verdi. Demek evlerin önlerine, bahçelere ve belediye tarafından yol kenarlarına bol miktarda ıhlamur ağaçları dikilmesi lazım.

Bazı iller, bazı meyveler ve ağaçlarıyla meşhurdur. Bu ağaçlar bazen akasya, bazen ceviz, bazen kiraz... Birçok meyve ve ağaç o illerle bütünleşmiş, kol kola girmiş o yörenin havasını değiştirmiştir.

Akasya için sadece benim bildiğim kadarıyla sekiz on kadar kitap var. Nazım Hikmet ceviz üzerine şiirler yazmış, ne bileyim örnekleri çoğaltabiliriz. Mesela Isparta'nın gülleri, son zamanlarda lavanta bahçeleri gibi güzellikler o kentlere değer katıyor.

Bizim memlekette de (Artvin-Ardanuç- Kutlu Köyü) bir zamanlar Ermeni ve Türkler ortak köylerde yaşamışlar, o zamanın muhtarı şöyle bir karar almış. Ermeniler evlerini önüne kiraz ağacı dikecek, Türkler ise dut ağacı dikecek, köye gelen bir yabancı böylelikle hangi ev kime ait olduğunu anlayacak. Bu karar kısa zamanda çevre köylerde de uygulanmış ve kabul görmüş. Zamanla Ermeniler çekip gitmiş bu karar da değerini kaybetmiş ama Türkler için hala dut olmazsa olmazdır.

Bende bu sabah ki yürüyüşüm ve tefekkürümle kendi kendime dedim, Sakarya bir ıhlamur kenti olsa ve bu tüm ülkede duyulsa ne güzel olur, öyle ya “Ihlamur kokulu kent SAKARYA”

Ihlamurun çayı yalnızca çiçeğin den olmaz, rahmetli dedemin kökünden de çıkardığı parçalarla ıhlamur çayı yapıp içtiğini hayal meyal hatırlıyorum. Belki araştırılsa içinden neler çıkar, kente faydalar sağlar, insanlığa ne katkıları olur ALLAH bilir.

Kalın sağlıcakla.