İnsan bu dünyaya niye gelir? Bir damla huzur için. O huzuru her birimiz bir başka yerde ararız. Bazen dağ başında ılık ılık esen rüzgarlarda, yeşil yeşil yapraklarda, şırıl şırıl akan su sesinde dalar gidersin başka âlemlere. Dertlerini, kederlerini alır götürür akan o dereden akan sular.
Kimisi malda mülkte bulur huzuru, kimisi öyküde, şiirde, dertli dertli türkülerde.
Kimisi hak kapısında arar huzuru, Allah yolunda, Mekke Medine topraklarında, kimisi secdeye varınca bulur huzuru. Kimisi de seyyah olur vurur kendini çöllere, dağlara, ovalara arar durur ve ne aradığını da bilemez bazen, gözler görmez, kulak duymaz arar durur huzuru.
Kimisi bir tavuğun civcivini sevmekte bulur, kimisi bir keçinin yavrusunu kucağına alınca mutlu olur. Kimisi gurbetten köyüne dönünce, eşine çocuklarına ana ve babasına kavuşunca mutlu olur. Kimisi de kendini vurur batıya arar durur huzuru, kimisi de doğuya döner arar durur.
Oysa huzur hemen kapının arkasında, evinin içindedir. El ele, gönül gönüle konuşan ailenin sıcak ortamındadır. Allah’ın verdiği ile yetinmekte, verdiğini kardeşleriyle paylaşmaktadır huzur.
Kainatta bulunan tüm insanları kardeşçe sarmak, göz yaşını silmektedir huzur.
Yoksula yoldaş olmak, kimsesize kimse olmaktadır huzur. Sakın ha içki masalarında, alemlerde arama, yalancı bir alem seni yer bitirir.
Kalın sağlıcakla.