Ormanın derinliklerindeyim, binlerce kalp atışı geliyor kulağıma, güm güm güm. Yine binlerce çeşit çeşit, renk renk sesler geliyor kulağıma. Bir bestekar ancak böyle güzel besteler bu sesleri.
Bir hışırtı yıllan mı? Kertenkele mi?
Anlayamadım yapraklar arasında kaybolup gitti. Kelebekler, sinekler, Allah'ım ne hikmet bu? Ne cümbüş bu? Ne coşku akıl alır gibi değil. Eğer tam akıllı olsak kafayı yeriz, bu cümbüşe, bu güzelliğe dayandığımıza göre vardır bizde bir alamet.
Derken bir tilki kaçıyor bayır yukarı, ara sıra dönüp bakıyor bana. Korkuyor mu? Beni keşfetmek mi istiyor Allah bilir.
Bir ağacın dalı değiyor kafama bak bende varım diyor. Usulcacık elimi dokundurup seviyorum onu, uzanıp kokluyorum yeşil kokusunu ta genzime gidiyor. Düşünüyorum acaba dünyadaki görevi ne? Mutlaka bir vazifesi vardır. Öyle boş boş bu dünyaya geldiğine inanmıyorum.
Arılar görüyorum çiçekler üstünde ruhum rahatlıyor, onlarda görev başında. Birde kendim aklıma geliyorum, benim vazifem ne?
Öyle gelip, yiyip, içip, giyip, boş boş gezmek mi? Bu olmaz mutlaka beni yaratan bana bir misyon yüklemiştir.
Öyle ya yaprağın var, arının var, yılan ve kertenkelenin var. Ben başı bozuk bir serseri miyim?
Kalın sağlıcakla.