Tüm Türkiye’nin yakından takip ettiği asgari ücret görüşmeleri başladı. Masadan hangi rakam çıkar? İşçi mi sevinir yoksa patron mu? Tabi bu enflasyon rakamları ile işçinin sevinmeyeceği kesin.

Asgari ücret enflasyona ezdirilmeyecekti ama henüz daha rakam belirlenmeden asgari ücret enflasyonun altında kaldı. Her gün farklı bir zam haberi ile güne uyanıyoruz. Asgari ücret ne kadar olursa olsun hep işçi kaybetmeye mahkûm.

İşçi sabahın köründe kalkar, akşam karanlığında işinden çıkar, bazen de mesaiye kalır ama maalesef evine bir kilo kıyma alamaz. Peki, reva mı bu? Hani emeğin gücü kutsaldı? Demek ki kutsal değilmiş, eğer kutsal olsa işçi, emekli yatağına aç yatmaz. İşçi çocuğu ayağına ayakkabı alır, işçi eşi bu bayram da b enim mantom kalsın artık bir daha ki bayram alırız demez. 

Asgari ücret şimdiden işçiyi ezdi. Çaya, şeker, işçinin alabileceği, dışarı çıkmadan da evinde oturup içebileceği her şeye zam geldi. Eee bu asgari ücretli, işçi ne yiyecek ne içecek?

Ticaretin, malın mülkün ve hatta patronluğun babadan oğula geçtiği neredeyse tüm siyasi erklerin ise bir şekilde patronlukları ile güç topladıkları ve güç oldukları, hatta öncelikle kendinden ve işinden nefret eden işçisinden oy topladıkları düşünülünce böyle toplumlarda kimse patronlardan işverenlerden, işçiyi anlamasını ve işçinin hakkını vermesini beklemesin bence. Hiç sıfırdan çalışarak, üreterek, emeğin, bileğin ve ekibin gücü ile işini iyi ve eksiksiz yaparak işini büyüterek patron olmuşlarla, babadan kalan işe sahip çıkmışlar bir olur mu?

Sabahları dolmuş şoförüne, bekçiye çaycıya ya da işçi sıfatıyla çalışan emekçi olan tanıdığın kim varsa onlara bir günaydın bile demiyorsan, ‘Müdür dedi yap, patron böyle istiyor! Fazla konuşma’ oluyorsa ilk cümlelerin, kraldan çok kralcıysan bırak işçinin hakkını savunmayı, sen işçinin yanında filan değilsin. Sadece vicdanını rahatlatıyorsun.

Bu arada bütün patronlara lafım yok her zaman işçinin, emekçinin yanında olan onların hakkını savunan patronlar var. Onlara selam olsun.