Bazen hayat bir anda sessizleşir. Ne renkleri görebilirsiniz; ne de ufak bir ses kalır. Kocaman binaların içerisinde bir sessizlik yankılanır. Hayatın rutini seni çoktan karanlığına almış, birçok şeyi hayatın akışında yitirmişsindir.

Dışarıdan bakıldığında her şey yolundaymış gibi görünür. Gülümsemeler yerli yerindedir. İşler aksatılmaz, toplantılar zamanında yapılır, yemekler yenir. Ama o gülümsemelerin ardında, görünmeyen bir yorgunluk taşır insan. Sanki tüm bu koşturmanın altında ezilen bir ses fısıldar içten içe: Durmak isterdim... ama duramam.

Bazen asıl cesaret durabilmektir. Hayatın bu kadar koşturmacası ve yorgunluğuna dur diyebilmektir. Tüm o hızın içinde bir adım geri çekilip, sadece nefes alabilmektir. Kısa bir mola vererek geriye değil ileriye bakabilmektir cesaret…

Ve işte şimdi… Bahar geldi! Nasıl ki, doğaya filiz veriyorsa ruhlarımızın da nefes alma vakti. Nasıl ki bahar sadece bir mevsimden ibaret değil; aynı zamanda içsel bir uyanış değişim. Artık kendimize bu kadar olumsuzlukların içerisinde daha çok yer açma vakti…

Bir sabah, kahvenizi içerken sadece pencereden uzun uzun bakmak…

Gün batımını sessizce izlemek…

Ajandasız, toplantısız, koşturmacasız bir gün geçirmek…

Ve her şeyden önemlisi, “Ben bugün gerçekten nasılım?” sorusunu kendimize sormak.

Belki artık mesele, daha çok başarmak değil.

Daha çok hissetmek.

Daha fazla anda kalmak.

Daha çok kendin olabilmek.

Bahar geldi!

Ve eğer en derin karanlıklara bile bir mola verdiysek,

Belki de şimdi yeniden başlamak için en doğru zamandır.

Sağlıcakla Kalın,

Gamze Eğlengül Efe