Çocuk istismarı, bir çocuğun bir yetişkin tarafından fiziksel, cinsel veya duygusal anlamda kullanılması, ona zarar veren davranışlarda bulunulmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü ise çocuk istismarını şöyle tanımlar: Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir. Çocuk istismarı derken genellikle cinsel istismar anlaşılıyor olsa da, fiziksel ve duygusal istismar da çocuk istismarının sıklıkla görülen diğer türleridir. Duygusal istismar; çocukların ilgi, sevgi ve bakımdan yoksun bırakılarak, ihtiyaçları görmezden gelinerek psikolojik zarara uğratılmasıdır. Sağlıklı bir aile ortamında büyümeyen çocuklarda ileriye dönük psikolojik rahatsızlıklar oluşmasının en önemli sebeplerinden birisi de budur.

Fiziksel istismar; ise, çocuğun vücudunda herhangi bir yerin kaza dışı yaralanması, örselenmesidir ve genellikle fiziksel şiddet uygulamak, dövmek, canını yakacak şekilde cezalandırmak sık görülen türleridir.

Peki, çocuklarımızı nasıl korumamız gerekiyor, öncelikle onlarla konuşmalısınız. Çocuklara bağırmayı öğretmelisiniz.

Türkiye'de son yıllarda çocuk istismarındaki artış, artışın nedenleri ve istismarların önüne nasıl geçilebileceği üzerine ciddi araştırmalar yapılması gerekmektedir. Türkiye'de cinsel istismar ve ensest sorunu ile ilgili çalışmalar oldukça kısıtlı seviyededir. Dünya çapında yapılan çalışmalara göre çok çok yetersizdir. Eğitim, bilinçlenmek ve bilinçlendirmek için çalışma yürütülmesi ve sağlanması gereken koşullardır. Bu noktada toplumsal cinsiyet eğitimi, çocuğun vücut dilini ve psikolojisini anlayabilme uğraşı, medya okuryazarlığı dersi, toplumsal yeniden inşanın mümkün olduğu gerçeği ve uğraşı kökten çözüm için büyük kazanımları beraberinde getirecektir.

Çocuk yetiştirirken sergilenen tutumlar, gündelik hayatın içinde kulağımıza çok olağan gelen, aslında kanayan yaraların tuzu olan söylemler, tehlikeli ama çok alışılmış taciz, tecavüz üzerinden yürütülen mizah anlayışı. Daha ileriye gidersek çocukların ebeveynin "malı", "namusu", "yüz akı" ya da "yüz karası" olduğu düşüncesi, toplum koşullarında pozitif ayrımcılığın öneminin kavranamayışı ve hatta pozitif ayrımcılığın çok yanlış anlaşılması. Ve daha pek çok şey.

Her gün bilmediğimiz yüzlerce istismar vakası yaşanıyor. Bilmiyoruz çoğunu. Bildiklerimiz mi?

Örneğin;

Aile içinde babasının istismarına uğrayan kaç çocuk annesinin sessizliğinde boğuluyor?

En yakınları tarafından cinsel istismara uğrayan kaç çocuk "Madem öyle, bu zamana kadar neden sustun?" diye sorgulanıyor?

Türkiye'nin bu mevcut duruma artık "dur" deme vakti gelmedi mi?

Çocuk susmasın ama önce siz susmayın!