1984 yılında Üniversiteyi bitirdikten sonra “ Adapazarı” Gazetesi’nde yazmaya başlamıştım. Daha önce “ Sakarya Çark” gazetesinde birkaç aylık bir deneyim yaşamıştım. Sonra Rahmetli Zekai Erdal’ın daveti üzerine “Adapazarı” gazetesinde yeni bir başlangıç yapmıştık.

Gazetenin başında benimle emsal olan Adem Işık vardı. Uzunçarşı’nın arka taraflarında 30metrekare bir dükkanda çıkartıyorduk gazeteyi. Ön tarafta eski tip bir matbaa vardı. Harfler tek tek dizilerek haber ve yazılar kalıp haline getiriliyordu. Çok ilgimi çekerdi ustanın harfleri dizişi. Haberlerin çoğu yerel bültenden alınıyordu.

Sakarya ile ilgili haber ve yorumları derlemek bana kalmıştı. Ayrıca bir köşem vardı. Bu köşede Sakarya’nın sosyo-politik durumuna göre kendi yorumumu yapıyordum. İlk yazımın başlığı “Merhaba Derken” idi. Yazı ve haberlerim ses getiriyordu. Dönemin Sakarya Valisi rahmetli Hayri Kozakçıoğlu verdiğim katkılardan dolayı birkaç kez teşekkür yazısı göndermişti. O teşekkür yazıları dikkate alındığımızın belgesi olarak çok mutlu etmişti beni.

Dönemin Erenler Belediye Başkanı Rahmetli Murat Soğancıoğlu ile aramızda ciddi yaş farkı olmasına rağmen çok iyi anlaşıyorduk. Bir program yapmıştık; her Cuma Sakarya’nın farklı bir beldesine gidiyorduk.

Güzel günlerdi. Kısa sürede Sakarya’nın hemen her köşesini yakından tanıma fırsatım olmuştu. 1985 Ağustos ayında yedek subay olarak askere gidinceye kadar “Adapazarı” gazetesinde devam ettim. Sonrasında ise TRT maceramız başladı.

Benim için ikinci üniversite olan TRT’de farklı görev ve sorumluluklar üstlendim. 29 Nisan 1987’de başladığım TRT’den 21 Nisan 2011’de emekli olarak serbest olarak Sinema ve belgesel alanında çalışmalara başladım. Çok sayıda belgesele imza attım. Ulusal ve uluslararası festivallerden ödüller geldi.

Tiyatro bölümü mezunu idim. Televizyoncu idim. Fakat içimde sinema yapma arzusu vardı. İçimdeki bu arzunun peşine düştüm ve 55 yaşından sonra Marmara Üniversitesinde “sinema” alanında yüksek lisans yaptım. Yönetmenliğini yaptığım ilk filmim “Mendilim Kekik Kokuyor” vizyona girdiği hafta Covid-19 salgını başladı. Sinemalar kapatıldı. Buna rağmen izleyenlerden olumlu eleştiriler aldık. TRT ve yurt dışı kanallarda gösterime girdi.

Bu süreçte yazdığım senaryolar önemli yarışmalarda ödüller aldı. Şimdi bu senaryoları hayata geçirme gayreti içerisindeyim. Kısmet tabi ki.

Sizlere 39 yıl sonra “Adapazarı” gazetesinde yeniden “Merhaba Derken” sinema başta olmak üzere sanatın her alanın örnekler sunup; sanatın topluma nasıl ışık olduğunu göstermeye çalışacağım. Sanat ve sanatçı siyasetçilere değil, topluma ve insanlığa karşı sorumludur.

Sanatçının güce ve güçlüye biat etmesi beklenmemeli, istenmemelidir. Sanatçının (İktidar ve muhalefete karşı) sistem eleştirisi yapma sorumluluğu vardır. Sanatçı eleştirecek ki; sistemi kontrol eden güç daha mükemmeli arama mecburiyeti hissetsin. Zira dünyaya huzuru getirecek olan; sanat, vicdan ve bilginin ortak kullanımıdır. Güç insan ömrü gibi gelip geçicidir. Tarihe baktığımızda nice güçlü hükümdarları görürüz ki tarihten silinmemiş olsun. Ama sanat, bilgi ve vicdan hep yaşamıştır, yaşayacaktır.

Saygılarımla.