Bir köylü kardeşim, bir hayvanını kaybetmiş ve aramaya çıkmış. Köy köy gezip hayvanını ararken yolu bir ormana düşmüş. Ormanın içinden geçen patika yolda ilerlerken bir vatandaşa rastlamış, selam vermiş ama meşkuliyetten olsa gerek selamını almamış. Ormanda hazırladığı odunları bir ipe bağlamış sırtına almaya çalışıyormuş ama yenemiyor, ipi açıyor bir az daha odun ilave ediyor, sırtlanıyor yine kaldıramıyor, ipi açıyor yine odun ilave ediyormuş. Bu işe akıl erdiremeyen yolcu yoluna devam etmiş.
Akşama bir eve misafir olan adam evin yaşlı güngörmüş reisine bu olayı anlatmış, bu ne iştir diye de sormuş.
Ev sahibi o ahir zaman insanıdır demiş. Ahir zaman insanı böyle olacak. Borcunu yenemeyecek yeniden borçlanacak, onu kaldıramazken yine borçlanacak.
Gelelim günümüze, insanlar aynı böyle olmadı mı? Araba alıyor borçlanıyor, ev alıyor borçlanıyor, giyiniyor sınırsız borçlanıyor, yiyeceğe içeceğe sınırsız borçlanıyor. Kartlar dolmuş, yirmi yıllık, otuz yıllık borç altında. Allah aşkına biri bana anlatsın, üç günlük dünya için bu çileye değer mi? “Ayağını yorgana göre uzat.” atasözü unutuldu mu? O devir kapandı mı? Bir alışveriş mağazasında dün bir saatimi geçirdim, insanlar alıyor alıyor kartla ödüyor. Bilemiyorum limit var mı borçlanıyor mu? Akıl alır gibi değil, önünü arkasını düşünmüyorlar.
Ben mi çağın arkasında kaldım, çağ mı benim arkamda belli değil. Ben bu borçlanmalara ve bu savurganlığa çok üzülüyorum. Birileri çıkıp biraz idare edin demiyor. Allah sonumuzu hayretsin.
Kalın sağlıcakla.