Bu haftaya hiç iç acıcı başladık. Keşke böle bir köşe yazısı yazmak zorunda kalmasaydım. Keşke bugünleri yaşamamış olsaydık.
Bundan 24 yıl önce olan 1999 yılından daha büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Görünen o ki onca yıl ders almamışız. Hiçbir şekilde depreme hazırlanmamışız. Deprem için toplanan paralar nerede sorusuna zamanın ekonomiden sorumlu bakanı Mehmet Şimşek, “Para duble yollara gidiyor, demiryollarına, havayollarına, çiftçimize, eğitime gidiyor” cevabını vermişti. Cebimizden 5 kuruş çıkmayacak derken meğer deprem paralarını harcamışız.
Defalarca söyledik ve söylemeye devam edeceğiz deprem öldürmez binalar öldürür. Bu binaları yapan, binaların yapılmasına izin veren herkes katildir ve enkaz altında kalarak vefat eden kişilerin kanları ellerindedir. Anasız, babasız kalan çocukların vebali üstündedir. Bunların hesabını kim verecek ve bu çocuklara bunun izahını kim yapacak. Kimse kader demesin bu düpedüz ihmaldir. Ve maalesef hükümet de bu ihmal zincirinin içindedir.
99 depreminin ardından getirilen, 2000 yılında devreye sokulan geçici deprem vergisi 23 yaşına girdi. Toplanan bu vergiler nereye gitti?
Bilim insanları böyle bir büyük depremin olacağını söylemişlerdi neden dikkate alınmadı gibi birçok soru var ama kimse bu soruların cevabını veremeyecek hepimiz biliyoruz.
Bizim Türkiye Afet durum Planımız yok muydu? Ee hani nerede niye göremiyoruz.
Deprem sonrası bölgelere ulaşılamadı, enkaz çalışmaları başlamadı, insanlar saatlerce enlaz altında hayata tutunmaya çalıştı. Afet öncesi bir şey beceremiyoruz, gerekli önlemleri alamıyoruz onu anladık ama hani biz afet sonrası yapılan çalışmalarda bir numaraydık, neden biz bunları görmüyoruz. İnsanlar elleriyle enkaz çalışmaları yapmaya çalıştı bunları uydurmuyoruz, gözlerimizle gördük.
Bölgeye giden yardımların organizasyonları da ayrı bir konu zaten, hala ulaşılmayan insanlar var. Neden yahu neden? Neden insanlar ölüme terk edildi. Ölen insanların katili sizsiniz.
Neden imar affı yaparak insanları beton mezarlara gönderdiniz. Birde ismi çekici olsun diye imar barışı dediniz. Söylenecek o kadar söz var ama maalesef söyleyemiyoruz. Çünkü söylesek sonumuzun ne olacağını biliyoruz.
Yine söylüyorum deprem öldürmez, binalar öldürür diyeceğim ama kimsenin umurun da olmayacak, yine hırsız müttehitler ev yapacak ve yine bir depremde insanlar ölecek.
Umarız bundan sonra bilimin ışığında binalar yapılır ve bilimin ışığında yönetiliriz.
Söyleyeceklerim, söylemek istediklerim bu kadar değil ama gerisini getirirsem Silivri soğuktur.