Her geçen gün yeni bir şeyler öğreniyoruz, yeni bilgiler, yeni şeyler keşfediyoruz. Bazen yeni bilgiler öğrenince, ne kadar da cahil kaldık diyoruz. Bazen ümitsizliğe düşüyoruz ama beni üzen şey bu öğrendiğimiz şeyler ne yazık bir zaman sonra belleğimizden silinip gidiyor.

Neyse yeni öğrendiğim şey beyinle ilgili, yok şu üniversite, yok bu porfesör önemli olan bilgi, isimlere ve unvanlara hiç takılmam, Allah razı olsun der geçerim. Emeğini böyle ödediğimi düşünüyorum.

Beynin yaşlanmadığını ve diri ve canlı tutmak insanın kendi elinde olduğunu öğrendim. Yüz yaşında bir insan, yirmi yaşındaki beyine sahip olabilirmiş. Yalnızca ne yapmamız gerektiğini, ne yapmamamız gerektiğini bilmemiz gerekiyormuş.

Yeni bilgiler yeni hücreler üretiyormuş. Bu çok güzel bir haber ve bilgi. İp ucunun biri bu. Rutin hayat ise hücreleri birer birer kaybediyormuş, bu da ikinci ipucu. Yani bugün dünden farklı olun, iki gününüzü eşitlemeyin. Bir Hadis-i Şerifte de böyle demiyor mu?

Yaşamımız için bir balyoz gibi inen bilgilere ihtiyacımız var. İnsan içindeki cenneti uyandırmalı, içindeki cenneti iyi düşünmeli.

Karamsar ve içimizi karartan her şeyden kaçınmalıyız, karamsar müzik, karamsar haber, karamsar ekonomi, bunlar beyin hücrelerini birer birer bitiriyormuş. Her türlü cenneti beyine yüklemek, moral, mutluluk ve yaşama sevinci veriyor hem de vücudu dinç tutuyor, hem beyini zeki yapıyor. Birçok hastalıkları da tedavi etmenin en etken yöntemi bu olsa gerek. Çünkü bilim böyle diyor.

Biz okuyucular bunlardan ne kadar ders alırız bilmiyorum ama bu yeni edindiğim bilgi hem bana heyecan veriyor hem de mutluluk veriyor.

Sevgili okuyucularım inanın bir zerre kadar faydalı olabilmek için sabah 04'te kalkıp kitaplara gömüldüğüm oluyor, umarın bir nebze faydam oluyor.

Kalın sağlıcakla.