Bugün Artvin’den döndüm. Tam 4 yıl oldu gitmeyeli. Özlemişim doğup büyüdüğüm toprakları. Kimi sevindim, kimi üzüldüm.
Sevindim çünkü komşularımı, akrabalarımı, arkadaşlarımı gördüm. Sarıldık hal hatır sorduk. Okul arkadaşlarımı gördüm, saçlar ya beyazlamış, ya dökülmüş, ben kendi başıma bakmıyorum.
Akşam ve öğlen yemeklerine hep birileri davet etti, eski adet ve gelenekler devam ediyor.
Üzüldüm; iki yıl evvel iki evimiz vardı ahşaptan, biri yandı, biri satıldı çok üzüldüm, şimdi yerleri boş. Mezarları ziyaret ettim, hüzünlendim. Koyun otlattığım meraları gezdim, nüfusla beraber hayvancılıkta azalınca her taraf orman olmuş. Ayıdan ve kurttan korkuyor insan.
Bir de müthiş pahalılık var, bazı şeyler beni şaşırttı. Sonbahar gelince hayvan fiyatları çok düşmüş ne diyelim hayat böyle.
Derken kar bastırdı, müthiş soğuk sabaha kadar soba yaktık, sular buz tuttu. Kuşlar, kediler, köpekler bir lokmaya muhtaç. Onlar için zor günler başlıyor. Muhtar Asım Kaya her hafta 60-70 tane bayat ekmek alıyormuş ama oda yetmiyor tabi.
Diyeceğim o ki yazın baktıkları kedi ve köpekleri bırakıp gitmeyin. Bu karda bu kışta ne yiyecek bu hayvanlar, üzülüyor insan. Soğuk yüzünden köyden ayrıldık, Artvin’e indik. Sıcaklar yaz sıcağı gibi, köyümüz Kaçkar dağlarının eteğinde. 3 saatte 4 mevsim gördük, bu da başka bir güzellik.
Kalın sağlıcakla…