Türk sinemasının biraz da olsun takip eden insanlar Zeki Demirkubuz'un adını mutlaka duymuştur. Çoğu kişi onun filmlerini beğenmez ama Zeki Demirkubuz’un kendine has 'samimi' bir sinema dili var. Kendisi, insanın temel ahlaki ve sorunlarını konu alan; aşk, feragat, yenilgi, kötülük ve ölüm gibi temaları birbiri ardına işleyen senaryolarını sinemaya aktardı. Hatta filmlerine verdiği isimler de bu soyut kavramlar üzerinden şekil alıyor. Masumiyet, İtiraf, Yazgı sadece bunlardan birkaçı. Sinemamızda kendine has bir tarzı olan Zeki Demirkubuz’un filmlerinin izlenmesi gerekiyor. Sizler için birkaç tanesini derledim. İyi seyirler.
Masumiyet
İzlendikten sonra hafızalardan uzun süre silinmeyecek derecede etkileyici bir film Masumiyet. Namus cinayeti nedeniyle girdiği hapishaneden çıkan Yusuf, amaçsız bir hayata sahiptir artık. İzbe bir pansiyon köşesinde yolu Bekir ve Uğur’la kesiştikten sonra hikayedeki tüm kişilerin hayatlarını derinden sarsan hadiseler yaşanacak, herkes kendi masumiyetinin peşinden gidecek; bu seçimler de hepsinde derin yaralar açacak.
Üçüncü Sayfa
Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtıyor. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa, bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır. Mafyanın peşine düştüğü İsa, bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorunda kalır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer.
İtiraf
Zeki Demirkubuz’un Karanlık Üstüne Öyküler üçlemesinin ikinci filmi olan İtiraf, başarılı bir mühendislik kariyerine sahip olan Harun’un evliliği üzerine keşfettiği bir sırrı keşfetmesini konu alır. Harun, karısı tarafından aldatıldığını öğrendiğinde bu gerçeğin üzerine gitmek yerine içine atmayı seçer. Açığa vurmaya vicdanen cesaret edemediği bu sır zamanla itiraf etmekten korktuğu bir yüke; gurur, şüphe ve çaresizlikle dolu dokunaklı bir öyküye dönüşür. Sonunda her şeyi bildiğini itiraf etme anı geldiğinde ise her anında daha da yıkıcı bir psikolojik savaşa dönüşen bir muhakeme gecesi kapıdadır.
Yazgı
Yazgı, Albert Camus’nun dünya klasikleri arasında kendine has önemli bir yer edinen Yabancı isimli romanından esinlenilerek beyaz perdeye uyarlanan bir film. Dünya yanı başından akıp giderken, hiçbir şeye eşlik etmeyen; hayata karşı koşullu bir kayıtsızlık takınan tepkisiz bir adamın hikayesi anlatılıyor. Musa evlenme vakti geldiğinde bile istekli olarak alamaz bu kararı. Onun için evlilik basit bir kelimeden ibarettir. Sadece karşısındaki kızın isteği üzerine kabul ettiği bir olay. Fakat üstünkörü verilmiş bu evlilik kararı, trajik bir “yazgı” ya sürükler Musa’yı.
Ve en son olarak benim de en çok beğendim film KADER
Demirkubuz bu defa da aşkın masumiyetinin peşine düşer. Kör düğüm olmuş bir aşk üçgeni; Bekir, Uğur ve Zagor'un bu zorlu yolculuğunda işler karışıktır. Bekir Uğur’a, Uğur Zagor’a, Zagor’da serseriliğe âşıktır. Karşılığını bulamayan kalplere tutkun bu üç insanın yolu, tutkunun beslediği bir kaderle birbirine bağlanır. Uğur, Zagor’un hapisten çıktığı gece, mahallede işlenen bir cinayetin ardından ortadan kaybolur. Bu kayboluş, ilk başta Bekir’in umutsuz aşkından kurtulması için bir umut olsa da, aylar sonra Zagor’un İzmir’de işlediği bir cinayet sonrası hapse girmesinin ardından Uğur’un mahalleye dönmesi ile Bekir için yıllar sürecek amansız bir kovalamaca başlar. Aşkının peşinde, kendini hiçe sayarak sürecek bu kovalamaca ile gururunu, benliğini, bütün kişiliğini yitirse de, bir tek şeyi, aşkın masumiyetini yitirmez.