2025 yılının son saatlerini yaşıyoruz.
365 gün içerisinde ne kadar çok olumsuzluk yaşamışız diye hayıflanıyorum…
Silahlı çatışma, cinayet, orman yangınları, çevre felaketleri, Mudurnu Deresi, Sapanca Gölü, siyaset sahnesindeki kayıkçı kavgaları, Sakaryaspor ile ilgili endişe verici haberler, deprem korkusu pompalayan uzmanlar, ekonomik buhran…
Yahu hiç mi olumlu bir şey olmadı benim şehrimde diye hafızamı zorluyorum.
2025 yılının ilk günlerinde Karasu’da menzil tarikatının tatil köyünün yıkılması geliyor aklıma. Yine Karasu’da sahilinde yapılmak istenen ucube işlere karşı sergilenen dik duruş. Voleybolcu kızlarımızın yalnızlığa rağmen elde ettikleri başarı, Büyükşehir Basket’in elde ettiği sonuçlar…
Hafızamı zorluyorum ama kitleleri ilgilendiren büyük bir mutluluk yaşamamışız.
Acısıyla tatlısıyla 365 günü geride bırakıyoruz.
Ve her zaman olduğu gibi yeni yılı umutla karşılamak için gayret ediyoruz. Umutla yeni yılı karşılamak için sebepler arıyorum.
Ekonomi düzelecek, dar gelirlinin alım gücü yükselecek diyemiyorum maalesef.
Umutsuz da yaşanmıyor.
Yeni yıla dair bir iki umut kırpıntısı bulmaya çalışıyorum.
Ekonomiyle ilgili 2026 öngörümün özeti şöyle;
Üzgünüm yeni seneyle ilgili benim elimde işlerin daha iyi olacağına dair bir veri yok. Yine ay sonunu denkleştirmek için kılı kırk yaracağız, yine kredi faiz yükünü sırtlanacağız ve yine parası olanın daha çok para kazanacağı bir yıla daha şahitlik edeceğiz.
Siyaset arenasıyla ilgili;
Herkes kendini yine vazgeçilmez sanacak. Oysa hepimiz biliyoruz ki mezarlıklar yeri doldurulamayacağı sanılanlarla dolu. Yine Ali İnci kendi bildiğini okuyacak. Lütfi Bayraktar belki doğru ama yanlış zamanda ve yanlış anlaşılmaya müsait çıkışlarını sürdürecek. Ümit Dikbayır her konuya dair doğru olup olmadığına düşünmeden fikir beyan edecek. Fenomen belediye başkanlarının samimiyetsiz ama ekiplerinin övdüğü videolarını izleyeceğiz.
Çevre olaylarıyla ilgili;
Yeni yılda da Sapanca Gölü gitti-gidiyor tartışması devam edecek. Aslında çevreyi korumayıp katliama göz yumanların terfi almaya devam ettiğini görmeye devam edeceğiz. Yine kuraklıktan dem vurup bahçemize hortum salacağız.
Asayiş olayları;
Saçma bahaneleri kendisine siper edenlerin yine elleri tetikte olacak. Polis suçluyu yakalayacak sürekli güncellenen af sistemiyle suçlular kısa sürede yine aramızda olacak. Yaşanan her acı olayı bir sebebe bağlayıp iki günde unutacağız.
Depremle ilgili;
Birileri çıkıp yine beylik laflar edecek. Dönüşüm isteyenlerin kafasını siyaseten veya ekonomik sebeplerle bulundurma gayreti bitmeyecek.
Konu başlıklarım uzayıp gidecek. Ve biliyorum ki yazının bu kısmına kadar okuyanların sayısı hızla azaldı.
Lafı uzatmaya gerek yok. 2026 yılı geride bıraktığımız 2025 yılını aratmasın yeterli benim için.
Yazıyı noktalarken “Rabbim herkese gönlündekini yaşayacağı bir yıl yaşatsın” diliyorum.