Tarihimizin dönüş noktalarından olan 19 Mayıs 1919. Milletimizin tarihini değiştiren, bağımsızlık meşalemizin yakıldığı; sadece bir kurtuluş günü değil, ulusun, kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak başlattı mücadelenin günüdür. Umudumuzun gençlerimiz ile bir kez daha yeşerdiği gündür.
Bugün geçmişimize baktığımızda yazılan o tarihi hitap, "Ey Türk gençliği!" diye başlayan cümleler aslında Atatürk’ün gençliğimize olan inancından, milletimizin geleceğinin kurtuluşu ve geleceğini onlardan beklediğindendir. Bu ortak sorumluluk bilinciyle, gençlerimizin üstleneceği görevler, içinde bulunduğumuz dönem gereği her zamankinden daha fazladır. Gençlerimizin karşısında kolay olmayan bir dünya var, bununla beraber eğitim kaygısı, gelecek belirsizliği ve ekonomik sıkıntılar bulunuyor. Onlara düşen ise bu dönemde yılmak değil; çözüm üretmek, çabalamak, öğrenmek ve üretmek olmalı. En önemlisi de potansiyelini keşfederek topluma kalıcı değer sunmak.
O zaman, geleceğimiz olan gençlerimizden en büyük beklentimiz; yılmayan, öğrenmekten vazgeçmeyen, geleceğe umutla bakan, fikir üreten, hata yapmaktan korkmayan ama her hatasından ders çıkaran, daima kendini geliştirmeye açık, değer üreten ve ülkesine karşı sorumluluk hissi taşıyan bireyler olmalarıdır. Çünkü bu ülkenin geleceği; hayal kurabilen, inandığı yolda azimle yürüyen, kendi hikâyesini yazmaktan çekinmeyen gençlerin ellerinde şekillenecektir.
Unutmayalım,
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ nde de gençlerimize dediği gibi:
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”
Sevgili gençler, unutmayın ki bu kudret sizin azminizde, cesaretinizde ve vatan sevdanızla hayat bulur. Zorluklar her zaman olacak, ayağınıza taş toprak takılacak ama umut yalnızca sizde, yarının mimarlarında olacaktır. Atatürk’ün size duyduğu güvene layık olmak; çalışmakla, üretmekle ve en önemlisi kendinize inanmakla mümkündür. Hep ileriye bakın, asla vazgeçmeyin.
Yarınlarımız
Gamze Eğlengül Efe
Yorumlar (1)