Geçtiğimiz günlerde izlediğim ve faşizmi bütün çıplaklığı ile gözler önüne seren bir filmden bahsedeceğim. ‘Umudun Dili’ kendisini İranlı olarak tanıtan Yahudi asıllı bir genci anlatan filmde yaşamda kalabilmek için neler yapabileceğimizi ve faşizmin halklar, kültürler, dinler, cinsiyetler üzerinde nasıl etkileri olduğunu anlatıyor.
Yahudi asıllı Gilles 1940’ların Almanya’sında Naziler tarafından yakalanıp toplama kampına gönderildiği araçtaki bir başka Yahudi’ye, Farsça yazılan kitap karşılığında sandviçini verir. Birkaç dakika sonra ise araçtan geriye Gilles ve Farsça kitabı kalır. Zira bu kitap Gilles’in hayatta kalması için tek biletidir. Bu kitap sayesinde Yahudi asıllı Gilles kendini Rıza adında bir İranlı olarak tanıtarak, Nazi subayları tarafından kurşuna dizilmenin kıyısından döner. Komutanlardan birinin İranlı birini aradığını öğrenen subaylar Gilles’i kamp alanına götürür. Gilles şimdilik ölümden kurtulduğunu düşünür. Ama bilemez bu yalanının başına daha büyük dertler açacağını. Hayatta kalmaya çalışmak onun için o kadar kolay olmayacaktır.
Toplama kampına götürülen Gilles sadece tek kelime Farsça bilerek kampın komutanına Farsça öğretmek zorunda kalır.
Toplama kampına giden Gilles, burada mutfaktan sorumlu olan komutan Klaus Koch ile tanışır. Koch’un İranlı birini aramasının sebebi ise, savaş sonrasında Tahran’da restoran açmak için kendisine Farsça öğretecek birine ihtiyaç duymasıdır. Filmde esasında Gilles ile Koch’un tanışmaları sonrası aralarında kurdukları ilişki üzerinedir. Çünkü Koch, Gilles’i kendisine Farsça öğretmesi için yanına almıştır. Tek kelimelik (baba) bir Farsça bilgisine sahip Gilles hayatta kalabilmek için Farsça yerine kafasından bir dil uydurmak zorunda kalır. Uydurduğu bu dili de Koch’a öğretmeye başlar. Aslında film bize savaşın ve katliamların yüzünden daha fazla. Katil ve kurbanın arasındaki ilişkiyi duygusal ve çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor.
Aslında film bildiğimiz holokost filmlerinden çok farklı olan film büyük bir beğeniyle izleyeceğinizi düşünüyorum. Hayatta kalmak için bir dil uydurmak. Üstelik bunu çok uzun süre devam ettirmeye mecbur olmak. Kendi uydurduğun dili hatasız konuşmak zorunda kalmak, insanoğlunun hayatta kalma içgüdüsünün bir sınırı olmadığını görmek. Filmi izledikten sonra bunu düşüneceksiniz. Film sanat filmi gibi gözükse de aslında sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film.