21. yüzyılda, teknoloji çağındayız. Uzaya araç gönderiyor, yapay zeka ile sohbet ediyor, uçan araçlar için seferler yapmaya hazırlanıyorken; hala Orta Çağdan kalma tepkiler ile çevremizi huzursuz ediyoruz. Medeniyetin geldiği şu yüzyılda hala duygularımızı kontrol etmekte zorlanıyoruz. Bazen bir söz bazen de bir paylaşım bir bakışta bile olaylara verdiğimiz tepkiler, olayın kendisinden daha büyüyerek koca bir çığa, küçücük bir kıvılcım koca bir yangına dönüşebiliyor.

Trafikteki basit bir korna, uzun tartışmalara, hakaretlere dönüşebiliyor. Ya da bir yol verme meselesi büyük kavgalarla sonuçlanabiliyor.

Sosyal medya da bir paylaşım, ironi ile yazılmış bir cümle bir linç kültürüne dönüşüp, binlerce kişinin saldırısına maruz bırakabiliyor.

Çocuk parkında, kreşlerde yaşanan oyuncak kaynaklı basit çocuk kavgaları bile yetişkinlere yansıyarak davalık büyük meselelere dönüşüyor.

Peki biz ne zaman bu kadar hoşgörüsüz olduk, ne zaman bu kadar tahammülsüz hale geldik. Hayatın yoruculuğu, ekonomik baskılar, sosyal medyanın kontrolcülüğü ve duyarlı görünme zorunluluğu gibi birçok sebep bizim tepki verme eşiğimizi düşürdü.

Ve gelinen son nokta da psikolojik sorunlarla boğuşan bir toplum, iletişimsizlikle tükenmişlik arasında sıkışan bireyler haline geldik.

Peki çıkış yolumuz ne olmalı? Sakinlikle yola başlamamız gerektiğini kesinlikle atlamadan, en büyük iş duygusal farkındalıktan geçiyor. Önce kendi dünyamızı keşfetmeli neye öfkeleniyoruz neye gerçek tepkimiz bunu sorgulamalıyız. Hayatta anlamlı molalar vermeli, etkili uygulamalar ile kendimize ufak nefes aralıkları bırakmalıyız.

Sosyal medya hepimizi yorduğu gibi duygusal tepkilerimizi de yönetmekte zorluyor bizleri. Her düşünceye anında tepki vermek zorunda değiliz, bazen sessiz kalmak kendimiz için yaptığımız en büyük diyetlerden.

Dinlemek, yapıcı olmak ve iletişimi güçlendirmek iyileşmenin en büyük anahtarı. İletişimin bir başka yolu da empati kurmak. Bencillikten uzaklaşmak hepimize iyi gelecek.

Ve en büyük adımlardan biri de çözemediğimiz durumlarda profesyonel destek almak. Tükenmişlik, depresyon ve öfke kontrolü önce kendimize sonra da en yakınlarımıza zarar verdiğimiz büyük sorunlardan.

O zaman unutmayalım, yaşamak sadece zamanın ilerlemesi değil, her şeyin farkında olarak ilerlemektir. Sessiz kalmak bir kabulleniş değil, elimizdeki en büyük güçtür. Tepkilerimizi ne kadar kontrol edersek hayat o kadar bizim elimizde… 21. yüzyıldaki asıl gelişmişlik de teknoloji, uzay çağı değil, duygularımızı kontrol etme kapasitemizde. Tek çözüm bizde kendimizde…

Sağlıcakla kalın, kontrol sizde…