Ülkemiz maalesef koca bir şantiye mezarlığı haline geldi. Belki bunu Sakarya’da pek fazla fark etmiyoruz ama İstanbul gibi büyük şehirlerde bunu gayet iyi olarak göre biliyoruz. Her yanımız betonlaşınca toprağa basacağımız hatta nefes alacağımız yer kalmadı. Betonlaşmanın en büyük yan etkilerini seller ve çevresel felaketlerle görebiliyoruz.

Dünyanın globalleşmesi ile birlikte her şey çok çabuk değişti ve doğa da bu değişimden payına düşeni kötü bir şekilde aldı. İnsanlık tarihi boyunca devam eden doğa-insan etkileşiminin sanayi devrimine kadar doğanın lehine olduğunu söylemek mümkün. Sanayi devrimiyle birlikte makineleşmenin de devreye girmesiyle beraber enerji ihtiyacı ortaya çıkmış ve enerji üretimi için doğal kaynakların kullanılmasını hem de aşırı oranda kullanılmasını beraberinde getirdi. Sanayi devriminden sonra dünyada ciddi değişimler ve döndürülemez durumların ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu dönemde iklim değişikliğinden tutun da çevre kirliliğine kadar insan eliyle hayati yaşam alanları yok edilmeyle karşı karşıya. İnsanın sadece kendini merkeze almasından kaynaklı olarak doğa geri dönülemez bir yola çıktı ve bunu durdurmak pek mümkün değil. Belki bu geri dönülmez durumu durdurmamız mümkün değil ama onunla yaşamaya alışabiliriz. Alışmalıyız da başka çaremiz de yok.

Dünyada ve ülkemizde, temiz su kaynaklarımız, verimli tarım topraklarımız ve orman varlıklarımız giderek azalıyor. Önümüzdeki süreçte iklim krizi daha yoğun hissedilecek. İklim krizinin yanında tabi ki kaçınılmaz olan su krizi. Her savaş topla, tüfekle yapılmaz ileri de ülkeler arasında soğuk savaş haline gelecek faktör tabi ki de su savaşları. Yaşanmıyor desek de yalan olur. Eğer hemen önüne geçilmezse gelecek nesillerde pek de yaşanılacak bir dünya bırakamayacağız.

İnsanoğlunun çevreye verdiği zararlardan birkaç tane örnek vermek gerekirse;

*Ağaçları yok etmek bizi ormansız bir dünyaya, hayvanlar ise yaşayamayacak bir duruma sürüklüyor.

*Buzullar maalesef olması gerekenden iki kat daha çabuk eriyor.

*Denizler de ve doğada yaşayan birçok hayvan bizim atıklarımız yüzünden ölüyor.

* Dünya olmasından daha çok ısındı ve ısınmaya devam ediyor.

*Gelecek nesiller maalesef büyüleyici şelale, ormanları göremeyecek.

Eğer bu şekilde tüketmeye, yok etmeye devam edersek bundan 50 yıl sonra denizlerdeki plastik oranı, balıklardan daha çok olacak. Kendimizi ve gelecek nesillere yaşanılacak bir dünya bırakmak istiyorsak lütfen tüketim çılgınlığına, betonlaşmaya, yok etmeye son verelim. Bu şekilde devam edersek dünyanı sonu çok da uzak deyil.