Okullar kapandı, sınavlar bitti. Kimi rahat bir nefes aldı, kimi hâlâ derin bir boşluğa bakıyor. Ama neticeye bakarsak önümüzde uzun bir süre ne bir sınav, ne de öğrenciler için ders var. Artık planlarda tek düşünülmesi gereken zamanımızı en iyi nasıl değerlendirebiliriz.

Dışarıda insanlar cıvıl cıvıl, şehirlerde yükselen müzik sesleri, kurulan sahneler ve şehirlerin festivallere, eğlencelere hazırlanması sadece aktivite değil, iç sesimizin yükselme alanlarıdır. Yazı sadece " tatil" olarak değil, keşfetmek olarak da yaşamak gerekir. Önce ruhumuz biraz nefes almalı, kendini tanımalı.

Sanat atölyelerinde boyaları karıştırmak ya da bir doğa yürüyüşünde sessizliği dinlemek… Belki de bu yaz, yıllardır ertelediğimiz “ben ne istiyorum?” sorusuna kulak vermek için fırsat olacak. Şehirler kültürle buluşurken sen de kendini kalabalıklar içinde değil, belki de o kalabalığın dışında yeniden keşfedebilirsin. Herkesin gittiği yere gitmek zorunda değilsin. Belki bir yaz kampı, belki bir kitap kulübü ya da sadece birkaç arkadaşla sahilde geçirilen anlamlı saatler senin için daha iyi gelecek…

Yaz ayları sadece eğlenceyle değil, üretimle de anlamlı. Şiir yazanlar için defterler, müzikle uğraşanlar için boş odalar, dans etmek isteyenler için sahil kıyıları yaz mevsiminde daha bir anlamlı. Unutmalıyız, ruhumuzu en iyi bizler tanıyoruz. Onu nerede, nasıl dinlendirebileceğimizi de biz biliyoruz.

Şehirler kültürle uyanırken, doğa da başka bir çağrı özgürlük sesi yükseliyor. Asfaltın yerini toprağın aldığı, duvarların yerini gökyüzünün doldurduğu her yer, içini ferahlatmak için bizleri bekliyor. Kimi zaman bir çadırın içinde, kimi zaman bir derenin kenarında, kimi zaman da sadece yalınayak yürüdüğün bir patikada… Doğada olmak, yalnız kalmak değil; kendinle barışmanın en güzel hali aslında. Telefonun çekmediği bir yaylada kitap okumak, sabah serinliğinde kahveni kuş sesleri eşliğinde içmek ya da arkadaşlarınla kamp ateşi etrafında sessizliği dinlediğin o huzurlu anlar… Bunların hiçbiri büyük organizasyonlar gerektirmiyor. Sadece buna niyetlenmek, birazda cesaret.

O zaman bu yaz, hislerimizin peşinden gidelim. Her şeyi bugünden bilmek, planlı ilerlemek, geleceği baştan çizmek zorunda da değiliz. Bazen bir festivalde duyduğumuz şarkı ile, bazen de sahilde bir yabancıyla ettiğimiz sohbet bize anlık pusula olabilir.

Unutmamalıyız, bu yaz en güzel yaz, kalıplara sığmayacak kadar da içten, keşif dolu ve gerçek olsun…

Hayallerinizin peşinde, keyifli günlerde buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın.

Gamze Eğlengül Efe