Türk sinemasının ulu çınarlarından Yılmaz Atadeniz’i ebediyete uğurladık. Usta yönetmen ömrü boyunca birçok zorluğun üstesinden gelmesine rağmen Covid -19 belasına yenik düştü ve 13 Aralık 2023 tarihinde ardında çok sayıda eser bırakarak aramızdan ayrıldı.

Atadeniz için çok şey söylenebilir. Her şeyden önce vefalıydı. Kendisinin sinema ile tanışmasında aracı olan dönemin ünlü yönetmenlerinden abisi Orhan Atadeniz’in 1952 yılında ani ölümü üzerine onun yarım kalan işlerini tamamlama sorumluluğunu üstlenerek Erman Film stüdyolarında çalışmaya başlamıştı.

Kısa bir süreliğine adım attığı sinemadan bir daha kopamaz Yılmaz Atadeniz. Çok sayıda filme yönetmen ve senarist olarak imza atar. Belgeseller çeker. Bu arada oğluna ağabeyi Orhan Atadeniz’in ismini verir.

Yılmaz Atadeniz’i filmleriyle tanıyordum. Şahsen tanışmamız 2011 yılında yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği bir belgesel için stüdyomuza geldiğinde gerçekleşti. Çok uzun sohbetlerimiz oldu usta ile. Karşısındaki kişi kim olursa olsun sözünü kesmeden sonuna kadar dinler; söz sırası kendisine geldiğinde üniversiteye yeni başlamış bir delikanlının heyecanı ile bilgilerini aktarırdı.

Tokat’ta bulunan Ballıca Mağarasının belgeselini çekmişti. Mağaradaki sarkık, dikik ve travertenleri tanımlarken kullandığı bir cümle hep aklımda kalmıştır. “Ballıca Mağarasının mimarı doğa, ustası sudur” demişti usta.

Büyük usta ile tanışıklığımız dostluğa dönüştü ve ara ara yüz yüze bazen de telefonla görüşmelerimiz oldu.

2015 yılında uzun yıllar ara verdiği sinemaya yeniden dönme ceareti göstermiş; 84 yaşındayken “İkimize Bir Dünya” isimli yeni bir sinema filmi çekmişti.

Ben o dönemde Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde sinema alanında yüksek lisans yapıyordum. Bir derste “İkimize Bir Dünya” filmini tartıştık. Kültür Bakanlığı tarafından desteklenen Film,1950’li yıllardan sonra Mısır sineması etkisi ile çekilen romantik filmleri çağrıştırıyordu.

Beni ilgilendiren filmin içeriği yada desteklenmesi değildi. Sinemanın büyülü dünyasına aşık olan bir yönetmenin 84 yaşında film üretebilmesiydi. Bu çaba saygıyı ve alkışı hakediyordu.

Film üzerine çok konuştuk. Ders bittiğinde eleştirenler dahil herkes Yılmaz Atadeniz’i gönülden alkışlamıştı.

Filmini derste tartışmış olmamız Yılmaz Atadeniz’i çok mutlu etmişti. Bana uzun uzun filmi anlattı. Heyecanlıydı. Onun heyecanına gıpta ederken içimdeki sinema aşkının daha da depreştiğini hissettim.

Yılmaz Atadeniz aramızdan ayrılsa da düşünceleri filmleri ile yaşamaya devam edecek. O bizlere kültürel bir miras bırakıp aramızdan ayrıldı. Bizlere düşen ise o mirası daha da zenginleştirmek.

Artık iletişim çağındayız. Bilgiye ulaşmak çok kolay. Sinemalarda gösterilmese de Yılmaz Atadeniz’in filmlerine internet üzerinden ulaşmak mümkün. Bugün kendinize bir iyilik yapın. Biraz zaman ayırın ve Büyük Usta’nın filmlerine bir göz atın.

Yılmaz Atadeniz’e saygıyla.