Enflasyon rakamları geçtiğimiz gün açıklandı. Buna göre, enflasyondaki aylık artış yüzde 1,64, yıllık artış ise yüzde 71,6 olarak hesaplandı. Aslında enflasyonda herhangi bir düşüş yok. Sadece artış hızında biraz gerileme var.

Açıklanan rakamlar elbette sokakta pek de inandırıcı bulunmadı. Birçok sendika, Türkiye İstatistik Kurumu önünde açıklama yaparak enflasyon sepetine giren ürünlerin şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Bilgiye erişmek, enflasyonu hangi ürünlerin arttırdığını bilmek vatandaşlar olarak bizim hakkımız değil mi? Sokakta konuştuğum birçok insanın talebi de bu yönde. Kime sorduysam ‘Hangi ürünün fiyatı ne kadar artmış açıklasınlar biz de bilelim’ diyor.

Eğer demokratik bir ülke olduğumuzu iddia ediyorsak kamuoyunun bence bu bilgelere açık ve şeffaf bir şekilde ulaşabilmesi gerekiyor. Aksi takdirde bugün olduğu gibi vatandaşın kurumlara olan güveni sarsılıyor.

Gelelim sokaktaki vatandaşın yaşadığı enflasyona. Esnaf ayrı dertli vatandaş ayrı dertli bu konuda.

Esnafa göre üretim maaliyetlerinde bir düşüş yok. Fiyatların yüksek olduğunu onlar da kabul ediyor. Vatandaşların tepkilerine birebir maruz kaldıkları için de durumdan hiç memnun değiller. ‘Mazot fiyatları düşmüyor ki fiyatlar düşsün’ diyorlar. Elektrik, poşet gibi diğer maliyetleri sıralıyorlar sonra da.

Vatandaşa gelince onlar da şöyle soruyor: Enflasyon şayet düşüş eğilimindeyse bu mevsimde kiraz neden 120 lira?

Yaz meyvelerinin fiyatı sezon başından beri sürekli artıyor. Ha keza diğer sebze ve meyve fiyatları da aynı şekilde.

TÜİK’in sepetini bilmem ama vatandaşın sepetinde olan hiçbir ürünün fiyatında düşüş yok.

Et ve süt ürünlerinde fiyatların düştüğünü gören var mı? Pazar çıktığınızda domates, biber, patlıcan fiyatlarında bir düşüş görebilen var mı? Hal böyleyken açıklanan rakamlara inanmak da zorlaşıyor.

Vatandaş, TÜİK’in enflasyonuna değil ‘tencere enflasyonu’ bakıyor. Birçok ürüne erişemeyen, alışverişini gramla yapan insanlara siz ‘Dezenflasyon süreci başladı’ diye söylemlerde bulunsanız ne olur bulunmasanız ne olur. Her şey ortada değil mi?

Kirazın kilosunun 5 lira olduğu günleri hatırlıyorum. 5 kilo aldığınız zaman esnaf 20 liraya kadar fiyatı indiriyordu o zamanlar. Biz de ‘5 kilo kirazı kim yiyecek?’ düşüncesiyle 1-2 kilo alıp ayrılıyorduk pazardan. Hey gidi günler hey!

Vatandaş temel gıda ürünlerine ulamadıktan sonra siz dünyanın en süper gücü olsanız ne yazar?

Ekonomimize yön verenler bu gerçekleri elbette görüyor ve biliyor elbette.

Bize güzel şeyler söylenmesine karşı değiliz. Söylediğiniz sözler doğru olduğu müddetçe…