1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü tüm dünyada coşkuyla kutlandı. Ülkemizde ise her yıl olduğu gibi Taksim tartışmalarıyla gerilimli bir 1 Mayıs’ı geride bıraktık.
Sendikaların Taksim Meydanı’na yürüyüşüne ‘Provokasyon’ endişeleriyle izin verilmedi. Daha önce İstanbul Valiliği’nden izin alan HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve Memur-Sen heyetleri ise herhangi bir sorun yaşamadan Taksim Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.
Sakarya’da her yıl olduğu gibi Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Şubesi öncülüğünde toplanan Emek Bileşenleri 1 Mayıs’ı kutlayarak işçilerin taleplerini gündeme getirdi.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü tüm dünyada birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü olarak kutlanan bir gün.
Ülkemizde 1911 yılında Osmanlı sınırları içerisinde yer alan Selanik’te kutlanmaya başlanan işçi bayramı, İstanbul’da ise 1912 yılında kutlanmıştır. 1 Mayıs’ın resmi bayram statüsüne kavuşması ise 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı ile kazanıldı.
Ağır ekonomik koşullar nedeniyle ülkemizde işçi olmak gerçekten çok zor. Bu nedenle 1 Mayıs ülkemizde bir bayram gibi kutlanmaktan ziyade işçilerin dertlerini anlattığı bir gün olarak gelip geçiyor.
Peki işçiler ne talep ediyor?
İşçiler, insanca yaşayabilmek için ücretlerin açlık ve yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını istiyor.
Maşlardan kesilen yüksek vergilerin daha adaletli bir düzeye çekilmesini, az kazanandan az; çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyor.
Gelire bağlı artan oranlı vergi sistemine geçilmesini, dolaylı vergilerin kaldırılmasını ve patronlara servet vergisi getirilmesini getirilmesi talep ediliyor.
İşçiler, temel tüketim maddelerine yapılan fahiş zamlara dikkat çekerek fırsatçılarla mücadele edilmesini istiyor.
Taşeron işçi sorunun çözülmesini, güvencesiz ve esnek çalışma biçimlerinin yasaklanmasını talep ediyorlar.
Bir başka talep ise iş cinayetlerinin önlenmesi için gerekli önlemlerin alınması.
Sendikal barajların ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılması, sendika seçme ve toplu sözleşme hakkının güvence altına alınması talep ediliyor.
Çalışma sürelerinin günde 7, haftada 35 saat olarak düzenlenmesi ve haftada 2 gün tatil hakkı verilmesi talep ediliyor.
Bu taleplere kim itiraz edebilir ki? Saydığımız tüm bu maddeler insanca yaşayabilmek için gerekli olan talepler.
Kimse bu isteklerin bir anda yerine getirilmesini beklemiyor elbette. Ancak atılacak olumlu adımlar en azından gelecek için umut verebilir.
Ülkesi için alın teri döken işçiler milli gelirden hak ettikleri payı mutlaka almalıdır.
1 Mayısların ülkemizde bayram gibi kutlanacağı günleri hepimiz özlemle bekliyoruz.
Emek ve Dayanışma Gününüz kutlu olsun…