Kadının toplumdaki yeri hakkında konuşmalar, yazılara bakılmadan önce aslında Osmanlı döneminde kadının toplumdaki yerine bakmak lazım.
Osmanlı İmparatorluğunda kadının yerini aslında bölüm bölüm incelemek gerekir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda kadının toplumdaki yeri geleneksel ve dinsel birçok nedenden dolayı kısıtlıdır. Bu tutum Tanzimat Dönemi'ne kadar devam etmiş olup Tanzimat döneminin getirdiği eşitlik anlayışı kadın ile erkek arasındaki eşitsizliklere de yansımıştır. Tanzimat döneminde kâğıt üzerinde eşitlik sağlansa bile uygulamada önceki tutum devam etmiştir.
Osmanlı'da hukuk kurallarının İslami kaynaklarca belirlenmesi kadın hakları üzerinde de etkisini göstermiştir.
Dönemsel olarak bakıldığı zaman;
16. yüzyıl
16. yüzyılda Eyüp'teki kaymakçı dükkânları kadınların erkeklerle buluşmalarına veya tanışmalarına olanak sağlayınca din hocaları bu durumu "kıyametin yaklaştığı" ve "dinin elden gittiği" şeklinde yorumlamıştı. Şikayet başvuruları üzerine 1573 yılında kadınların kaymakçı dükkânlarına girişleri yasaklandı. Dükkânına kadın müşteri alan dükkân sahibi ise cezaya çarptırılacaktı.
18. yüzyıl
Kadınlara karşı olumsuz yaklaşımıyla bilinen III. Osman, haremde kadınlarla karşılaşmak istemediğinde büyük kabaraları olan takunya veya ayakkabılar giyerdi. Kadınlar da onunla karşılaşmamak için kenara çekilirlerdi. Kadınların süslü şekilde sokağa çıkmalarını yasak eden III. Osman, onlara sade giyinmelerini emretmişti. III. Osman ayrıca kendi gezilerine ayırdığı haftanın üç gününde İstanbul'da kadınların sokağa çıkmasını yasaklamıştı. Diğer günlerde sokağa çıkan kadınların ise örtülü ve sade biçimde giyinmeleri zorunluydu. Buna uymayan şekilde sokağa çıkan kadınlar III. Osman'ın emri üzerine denize atılarak öldürülüyorlardı.
Tanzimat
Osmanlı'da kadınların sahip olduğu haklara ilk kez karşı çıkıp reformlar öneren Jön Türkler olmuştur. Jön Türkler kadın haklarını engelleyen Osmanlı gelenek ve görenekleri eleştirmiş kadınların toplumdaki öneminden bahsetmişlerdir. Tüm bu çabalar sonucunda kadının toplumdaki önemi anlaşılmış yeni reformlar yapılmıştır fakat bunlar sadece büyük şehirlerde sınırlı kalmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısında ebe mektepleri açılmıştır bunu orta dereceli okullar ile İstanbul’da İnas Sanâyi-i NefîseMektebi ve Dar-ül Malumat gibi kadınların eğitim gördükleri yerler takip etmiştir. Tüm bu gelişmeler sonunda ebelik ve öğretmenlik Osmanlı kadınlarının ilk meslekleri olmuştur. Ayrıca 1854 yılında Cariyelik ve kölelik kaldırılmış ve kadınların alınıp satılması yasaklanmıştır.
Aslında baktığımız zaman 2024 yılında bile kadınların çok fazla hakkı yok. Adalet önünde eşit olduğunu anlatsalar bile pratikte maalesef eşit değil.