Bu hafta ülkemizde kişiden kişiye aslında kadından, erkeğe değişen “namus” kavramını yazacağım. Benim anlamadığım kadına göre namus neden erkeğe göre namus değil. Yani kadının yaptığı zaman namussuzlukla yaftaladığı tavırlar erkek için neden geçerli değil. Bunu hiçbir zaman anlamayacağım ve kabul etmeyeceğim.
Türkiye, kadın ve çocuk hakları konusunda, pek çok Ortadoğu ülkesinden ileri görünse de görülmek istenmeyen bir çıplaklıkla tüm ülkelere denk durumda. Muhafazakâr toplumlarda erkeklerin halel getirmeyeceklerine ve sözüm ona korumaları gerektiğine inandıkları çok önemli bir mesele var:
NAMUS
Toplum içinde onur ve ahlak kurallarına bağlılık, doğruluk ve dürüstlük olarak tanımlanan 'namus', meselenin bu yönünde kadın ve çocuk bedeninin denetimi olarak çıkıyor karşımıza. Yani namus, kadın ve çocukların cinsel saflıkları üzerinde kurgulanıyor. Giderek yoğunlaşan uygulamalarda erkeğin anlayışı ile namus, toplumsal vicdan ve adalet anlayışı ile çatışır duruma geliyor. Bu durumda kadın ve çocuğun bedeni için biçilen ahlak anlayışı dışında, doğruluktan, dürüstlükten, vicdandan dem vurmak ise ne yazık ki mümkün olmuyor.
İşlenen cinayetler, yapılan tacizler ise 'namus' başlığına girdi mi 'mubah' olup çıkıveriyor. Geriye ise bir daha asla kendisi olamayacak, ruhen tükenmiş kadın ve çocuklar kalıyor."
Bazı kadınlar var; adları yoktu şimdi oldu; hatta bu ad onlara ‘cuk oturdu': Çocuk kadınlar! Yaşları kaç olursa olsun, bir yandan çocuk kalacak, ‘kadın kadın' olmadıkları için türlü türlü sorun, çokça macera yaşayacaklar. Bunun milyonlukla ilgisi yok! Mesele halde, tavırda, ruhta… Bunun yaşla ilgisi yok; kimi 17'sinde bile çok ‘kadın', kimi 35'inde hâlâ bir şekilde çocuk. Hiç büyümeyen hep çocuk kalan kadınlara selam olsun. İçinizdeki o saf çocuğa sahip çıkın. Hiçbir zaman büyümeyin olur mu?
Bir de ebeveynlerden ricam lütfen çocuklarınıza eşit ve yaşanabilir bir aile inşa edin. Kız çocuğuna neyi yasaklıyorsanız, erkek çocuğunuza da onu yasaklayın.