Her gün uyandığımızda hayatımızda yeni bir zamla günümüze başlıyoruz. Yani güne cüzdanımızdaki eksi bakiye ile başlıyoruz. Her gün okula ve işe gitmek için toplu taşımayı kullanan milyonların en büyük gider kalemi olan ulaşım harcamaları hane bütçesini sarsacak boyuta ulaştı. Kira, ulaşım, faturalar ve temel gıda ürünlerinden geriye kalan bütçenin yetersizliği dar gelirlilerin hayatlarında nefes alacak alan bırakmıyor. Ulaşım ve yeme-içme masrafları dışarı çıkmayı lükse dönüştürdü.
Düşünsenize vatandaş temel gıda maddelerini bile alırken kırk kere düşünür oldu. Bu çok acı bir tablo değil mi? Ülkede yoksulluk cumhuriyet tarihinin bütün rekorlarını kırdı. Ülkede istikrarla ilerleyen şey sadece yoksulluk bence. Ülkede ki yoksulluğu göremeyen varsa ya gözleri kördür ya da pembe gözlük takıyorlardır.
Yoksuluz. Artı insanlar bayat pide kuyruğuna, ucuz yağ kuyruğuna girmeye başladılar. Bunlar yetmezmiş gibi bir de cebimizde olan paraya göz dikiyorlar. Hodinglerin, şirketlerin vergi afları bizim cebimizden. Yap- işlet-devret projelerinde verilen garantiler bizim cebimizden gidiyor.
Sokaktaki vatandaş ta artık ekonominin düzelmeyeceğini anlamış durumda. Kendi çabalarıyla önlemler almaya çalışıyorlar. Bayatlamış ekmekleri tencerede buharlayıp yemek gibi, doğalgazı kapatarak erken yatmak gibi önlemlerle bir nebze de olsa kendi ekonomilerini düzeltmeye çalışıyorlar. Peki, ülkenin ekonomisi nasıl düzelecek. Ülke ekonomisi için nasıl önlemler alınmalı, onu da biz söylemeyelim büyüklerimiz var bize söz düşmez.
Ağır vergiler, peşkeş özelleştirmeler, yanlış tarım, hayvancılık, balıkçılık, turizm, maden ve enerji politikaları, içe içe geçmiş iş adamı politikacı ilişkilerinden doğan haksız kazanç ve gelir dağılımındakı adaletsizlik ile iyice bel büken, yaşam standartlarını yükseltmeyi bırak korumayı bile güçleştiren çok acı gerçek. İnsanlar artık bunları söylemeye bile korkar oldu. Sonumuz hayrolsün.
Güzel günler de görüşmek dileğiyle. Hayırlı ramazanlar.