Ben geçinemiyorum, sen geçinemiyorsun, işçi geçinemiyor, emekli geçinemiyor, köylü geçinemiyor, çiftçi geçinemiyor bu ülke de kimse geçinemiyor. Peki, bu ülkede kim geçiniyor. Bunu hepimiz tahmin ediyoruz tabi ki ama söyleyemiyoruz. Neden? Çünkü Silivri soğuktur. İnsanlar o kadar korkutulmuş ki aç olduğunu, geçinemediğini bile söyleyemez duruma gelmiş.
Şu sözleri çok duymaya başladık. 300 lira gelen fatura, 1015 lira geliyor artık... Ben, bu faturayı nasıl ödeyeceğim? Sadece elektrik değil, doğalgaza, akaryakıta da aynı şekilde zam geldi... Evimize hiçbir şey alamıyoruz, çocuklarımıza harçlık veremiyoruz, kendime bir ayakkabı bile alamıyorum... Geçinemiyoruz artık! Biz, insanca yaşamak istiyoruz! Gibi cümleleri duymaya başladık.
Aslında bunları duymasak da insanların yüzlerinden yaşamış oldukları sıkıntıları anlıyoruz. Kimse mutlu değil, kimse gülmüyor. Herkes düşünceli, ne yapacağını düşünerek yürüyorlar. İnsanlar ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Her geçen gün intihar oralarında, şiddet oranlarında artış görüyoruz. Çünkü insanlar mutsuz, insanlar sinirli. İnşaların sabretmekten tahammül gücü kalmadı. Dişlerini sıkmaktan, ağızlarında diş kalmadı.
Genç beyinlerimizi, pırıl pırıl gençlerimizi yurt dışına gönderiyoruz. Çünkü burada bir gelecekleri olmadıklarını düşünüyorlar. Evet haklılar, çünkü üzülerek söylüyorum ki burada bir gelecek yok. ‘Ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu diyardan gideceğiz’ bizde ne güdecek deve kaldı, ne de dayanacak takat kaldı. O yüzden bu diyardan gideceğiz. Evet geçinemiyoruz pazara gidemiyoruz, markete gidemiyoruz. Geçen gün Pazar da bir teyze 3 tane domates koymuş poşetine, ‘ben bu domatesle ne yapabilirim’ diye pazarcıya dert yanıyordu.
Bir amca ile sohbet ettim. Emekliymiş, iyi de bir fabrikadan emekliymiş 78 yaşında ama inşaatta çalışıyor. Bana dedi ki, ‘kızım ben bu yaşta, evimde sıcak yatağımda ölümü beklemem gerekiyor ama benim çalışmam lazım, bizi bu hallere düşürenler utansın’ yutkundum hiçbir şey söyleyemedim. Ne söyleyebilirdim ki.
Anı acı olanı da markette dolaşırken küçük bir çocuk ve annesi birkaç şey almışlar kasaya doğru gidiyorlar. Çocuk bir oyuncak almış ve annesine ısrarla aldırmaya çalışıyor. Annesi’ söz bir dahaki gelişimizde alacağız, şimdi aşlamayız’ dedi. Çocuk da daha fazla ısrarın anlamsız olacağını düşündü ki, ısrarı bıraktı. Üzgün gözlerle annesine,’ bari kasaya kadar elimde dursun, orada bırakacağım’ hiçbir şey diyemedim, ne söylenir ki. Nasıl bir yerde yaşıyoruz ki çocuklar oyuncak bile alamıyorlar.
Gün sonunda diyorum ki,
GEÇİNEMİYORUZ diyenler lütfen artık ses versin.