Tanıyanlar bilir.

Siyasi bir parti üyeliğim yok. Olması da pek mümkün görünmüyor.

Mevcutların tamamıyla ilgili beğenmediğim, eleştirdiğim bir sürü eksik var.

Yeni parti kurmaya çalışanları dinliyorum şu sıralar.

Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan… Kendilerince bir şeyler anlatıyor. İyilikler onlardan kötülükler ise dün oturdukları koltuğun partisinden.

Birde Fatih Erbakan var. Partisini kurdu ve fırsat buldukça kendisini anlatmaya çalışıyor.

Fırsat bulduğum zamanlarda ülkeyi kurtaracağını iddia edenleri dinliyorum velhasıl…

Ahmet Davutoğlu’nu dinliyorum. Dış politikadan, ekonomiden, adaletten, haktan hukuktan bahsediyor. Dinlerken gülmemek için kendimi zor tutuyorum.

Davutoğlu ve saz arkadaşlarına inansak, sanki ülkenin bu hale gelmesinde hiç etkileri yok diyeceğiz. Oysa dünün Dış İşleri Bakanı, Başbakanı olan şahsın biraz daha inandırıcı olmasını bekliyor insan…

Ülkede olup biten iyilikler Davutoğlu ve saz arkadaşlarına ait, kötülükler ise Recep Tayyip Erdoğan’a…

Davutoğlu’nun yerelde iş tuttuğu isimleri bakınca…

Yok yok Güven… Sen partisiz kalmaya devam etmelisin diyor içsesim.

Ali Babacan’ı dinliyorum.

Sanki yıllarca Ekonomi, Dış İşleri Bakanlıkları yapan, Başbakan Yardımcısı olan benmişim gibi bir hissiyata kapılıyorum.

Vesveseye kapılıyorum. Dün niye sustun? Meseleyi koltukta otururken aktaraydın? Sorularını sormaya hazırlanırken şıp diye bir ses sorularımın önüne bent oluşturuyor. O dönemde koltuk tatlıydı…

Meseleyi çok uzatmayacağım.

Fatih Erbakan’ı birden fazla dinledim. Kongrede yaptığı konuşmayı, katıldığı az sayıda ki programların videolarını tekrar tekrar izledim.

Babacan ve Davutoğlu ile kıyaslandığında Fatih Erbakan’ın konuşması daha mantıklı. En azından bakan, başbakan olmadı.

Aklın dün neredeydi sorusunu soramıyor insan.

Ülkeyi düzlüğe çıkaracak vaatleri hayal dünyasını zorluyor gibi görünse de, diğerlerine bakıldığında su götürür tarafları var.

Konuyu çok uzatmaya gerek yok. Yeni parti kurup ülkeyi gül bahçesine çevireceklerine inanmak zorunda kalsam Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’a değil Fatih Erbakan’a inanırdım.

En azından rahmetli babası Necmettin Erbakan’ın dün söylediklerinin bugün gerçekleşmesi hatırına…

Sözün özü; Yaşım geldi geçiyor. Hala bir parti üyesi olamadım. Sanırım yeni kurulacak partilere de üye olmayacağım. Komünist geldik komünist gideceğiz vesselam.