Dün öğrenciler okullarda karne heyecanı yaşadı. Hal böyle iken biraz eğitim sistemimizden bahsetmek istedim. Maalesef ülkemiz de eğitim sistemi çok kötü durumda. Eğitim bugün geldiği noktaya baktığımız zaman üniversiteye sadece ortam yapmak için giden gençlik var. İlkokullara baktığımız zaman öğretmene saygı yok.
Eğitimin en önemli öğesi öğretmendir (eğitici). Oysa biz, öğretmen yetiştiren kurumları bile siyasete kurban verdik. Öğretmenler maalesef atanamıyor başka başka işler yapıyor.
Ayrıca, niçin herkes üniversite okumak zorunda olsun? Ara eleman işgücünün teminini nasıl sağlayacağız?
Batı Batı deyip yırtınıp duruyoruz, Batı’nın eğitim sisteminde çocukların yüzde 70’i kendi becerilerine göre meslek eğitimine yönlendiriliyor.
Hangi kafaya hizmet ediyorsak, eğitimde de piramidi ters oturtmuşuz. Tabanda mesleki eğitimi yaygınlaştıracağımıza, herkese üniversite gibi bir garabetin peşindeyiz.
İnsanların toplum hayatına uyum sağlaması, kişilik kazanması, iyi bir insan ve iyi bir vatandaş olması ancak iyi bir eğitim sayesinde olur. Toplumsal bir ihtiyacın karşılanması olan eğitim, bir devlet hizmetidir. Devletlerin eğitim sistemi, o devletin geleceğini ilgilendirir. Bu nedenle genç kuşaklar, toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yönlendirilmeli ve eğitilmelidirler. Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimiyle ilgili olarak Atatürk şunları söylemiştir: "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada milletlerarası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevî unsurlara sahip olmayan kişilere ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur." Atatürk'ün eğitimle ilgili üzerinde önemle durduğu bir başka husus, insanların inançlarında ve düşüncelerinde özgür hâle gelmeleri idi. İlerleme ve yenileşme, bilimde ve teknikteki gelişmelere açık olmakla mümkündür. Büyük Önder, öğretmenlere seslenirken "Hiçbir zaman hatırımızdan çıkmasın ki cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister." diyerek kararlarını özgürce verebilen ve yeniliklere açık nesiller yetiştirmenin önemini anlatmıştır. Eğitim, bir insanın kabiliyet ve davranışlarını geliştirmek, toplumun iyi değerlerini benimsetmek için yapılan işler ve uygulanan yollardır. Millî eğitim, bir milletin genç nesillerini o milletin maddî ve manevi değerlerinin gösterdiği hedefler içinde, ideal insan tipi olarak, yönlendirme ve yetiştirmedir. Eğitimin konusu insandır. Eğitime önem veren toplumlar, huzur ve kalkınma için gereken en önemli yatırımı yapmış sayılırlar. İyi bir vatandaş, ancak iyi bir eğitim sayesinde yetiştirilebilir. Eğitimde geri kalan toplumlar, gelişmez ve ilerleyemezler. Ailede başlayan eğitim, okullarda devam eder ve insan hayatının her dönemini kapsar. Eğitim, bir ülkede millî birlik ve beraberliğin sağlanmasında en önemli bir etkendir. Ülke kalkınması, ancak eğitimde birlik sağlanması ile mümkündür. Her yenileşme hareketinin başarısı, eğitim alanındaki başarıya bağlıdır. Kalkınmanın, akıl ve bilimin önderliğinde gerçekleşeceğine inanan Atatürk, millî eğitime büyük önem vermiştir.