Yakın tarih literatüründe yüzyılı aşkın süredir devam eden Filistin-İsrail sorunu, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e karadan, havadan ve denizden başlattığı “Aksa Tufanı” saldırısıyla yeni bir boyut kazandı.
Dünya Gazze ve Filistin arasında yaşanan gerilimi konuşuyor. Kuşatma altındaki Gazze Şeridi'ni yöneten Hamas, İsrail'e karşı Aksa Tufanı Operasyonu'nun başladığını duyurdu. İsrail'in farklı noktaları, Gazze'den ateşlenen roketlerle hedef alındı. İsrail Savunma Kuvvetleri, saldırılara karşılık olarak İsrail savaş hali ilan etti.
Peki, yıllardır aralarında gerginlik olan ama bu kadar büyük çatışmaların olmadığı İsrail ve Filistin savaşının geçmişine bakalım.
Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Filistin topraklarındaki Yahudilerin oranı yüzde 10 iken, bölge demografisi kısa sürede organize bir şekilde değiştirildi. Filistin’e Yahudi göçleri Birinci Dünya Savaşı’ndan önce, henüz 1880’li yıllardan itibaren artmaya başlamıştı. Zira Filistin’e göç etmenin Yahudiler nezdinde dinî bir boyutu da bulunuyor. Bu göç dalgalarına “yükselmek/yukarı çıkmak” anlamına gelen “Aliyah” adı verilmiştir. 1882-1903 Birinci Aliyah, 1904-1914 İkinci Aliyah, 1919-1923 Üçüncü Aliyah, 1924-1928 Dördüncü Aliyah, 1929-1939 arası dönem ise Beşinci Aliyah olarak nitelendirilmiştir. Bu göçler sayesinde on binlerce Yahudi bu topraklara göç etti. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, 1948-1951 yılları arasında da Filistin’e Yahudi göçleri yoğun şekilde devam etti. Göçle gelen Yahudiler, İsrail devletinin kuruluşuna zemin hazırlamak için 1920’de Haganah terör örgütünü, 1931’de de Irgun Z’vai Leumi örgütünü kurdular. Yahudiler ile Filistinliler arasındaki çatışmalar bu süreçte başladı. 1920 Nisan ve 1921 Mayıs aylarında çıkan olaylarda Yahudi ve Araplardan çok sayıda ölen ve yaralanan oldu. 1936’da başlayan olaylar ve grevler ise 1939’a kadar sürdü. 1946’ya gelindiğinde Irgun terör örgütü Kral Davut oteline bombalı saldırı düzenledi. Saldırıda çoğu sivil olmak üzere (41 Arap, 28 İngiliz, 17 Yahudi, 2 Ermeni ile 1 Rus, 1 Mısırlı ve 1 Yunan) toplam 91 kişi hayatını kaybetti. Bu kapsamda önemli dönüm noktalarından biri Deyr Yasin katliamıdır. Avraham Stern’in lideri olduğu Lehi (Stern) ile Menahem Begin liderliğindeki Irgun örgütünün militanları tarafından 9 Nisan 1948’de Kudüs’ün batısında yer alan Deyr Yasin köyüne baskın düzenlendi. Bu saldırılar Palmah ve Haganah gibi diğer terör örgütleri tarafından da desteklendi. Bu saldırıda 254 sivil Filistinli katledildi. Ölenler arasında çok sayıda çocuk ve 25 hamile kadın da vardı. Bu süreçte bazı kadınlara tecavüz edilmesi, bazı hamile kadınların karınlarının yarılması ve insanların ağaçlara bağlanarak yakılması gibi hadiseler görgü tanıkları tarafından soruşturmayı yürüten İngilizlere bildirilmiştir. Bu saldırıya bazı Yahudi din adamları da tepki gösterdiler. Saldırının faillerinden olan Menahem Begin’in ise yıllar sonra “Bu eylemi yapmasaydık İsrail olmayacaktı” dediği biliniyor.
Filistinli sivillere yönelik hem bir şiddet aracı hem bir şiddet sembolü olan bir diğer şey İsrail tarafından Filistinlilerin yaşadıkları bölgelerin etrafına inşa edilen duvardır. Başlangıçta 720 kilometre olarak planlanan duvarın yaklaşık 500 kilometresi tamamlanmış durumda. Duvar Filistin topraklarını yüzde 9,4 oranında daraltmakta; yaklaşık üç milyon Filistinlinin yaşam koşullarını zorlaştırdı. Bin 200’den fazla sivil Filistinli bu süreçte hayatını kaybetti. 130 binden fazlası yaralandı, 2 bin 500 ev yıkıldı, 20 binden fazla Filistinli ise hapse atıldı. 2000 yılından 2005 yılına kadar devam eden İkinci İntifada döneminde ise 4 bin 412 Filistinli hayatını kaybetti, 48 bin 322 Filistinli yaralandı, binlerce Filistinlinin ise evleri yıkıldı.
Savaşın nasıl sonuçlanacağını hepimiz çok merak ediyoruz, umarız en kısa zaman da son bulur.