Son günlerde ekonomi dışında bir konu hakkında yazıp çizmek, görmek, dinlemek pek mümkün değil. Örümcek ağı gibi, bataklık gibi debelendikçe daha derine batıyoruz. Yüzümüz gözümüz batmış halde.

Hali hazır da eleştirdiğim yapı malum zaten. Kötü yönetim olduğu aşikar halde. Ama bugün yönetimi değil bizleri sorgulayacağım. En azından pay sahibi olan tarafları…

Döviz artışı bir şekilde her haneye etki eden bir konu. Ama olan biten her şeyi dövize bağlamak ne kadar doğru olur?

Geçen hafta haber kanalında süt fiyatlarına ilişkin bir program vardı. Süt içmeyi sevdiğimden olsa gerek konu ilgimi çekti.

Yüzde 47 ile başlayan zam oranlarının yılbaşı itibariyle daha da artacağı ön görülüyor. Üreticilerin maliyetlerinde %15 civarı bir artış olmasına rağmen muhtemel asgari ücretin de yansıtıldığı belirtiliyor. Peki yıl başından sonra asgari ücret arttığında tekrardan artış olmayacak mı?

Hiç şüphesiz olacak. Herkes haklı, herkes mağdur ama bir o kadar da herkes fırsat kolluyor.

İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batıralım.

Büyük küçük demeden stok yapabiliyoruz. O zam yaptığı için bende zam yapma hakkını kendimde görüyorum. Oran olarak o kadar artış yaşanmasa bile aylar sonra son 2 aya bütün zamlar sıkıştı öyle mi? Hiç sanmıyorum. Enflasyon 4 ay öncede yüksekti. Ama bir an da olağan akış hızından yükselme göstermesi son derece soru işareti barındırıyor. Mağdurlar içerisinde daha az mağdur olabilmek için elinde imkan olmayan mağdurları ezme çabası gözlerden kaçmıyor.

Ki bizde hep böyle olmuştur. Büyük hırsıza kızarız ama kendimizde çalabildiğimizi çalmak isteriz. Büyük yalancıları sevmeyiz ama küçük, masum, tatlı yalan adı altında yalanlar söylemeyi severiz. Kumarhaneleri ve kumarcıları sevmeyiz deriz ama iddia bayilerimiz dolup taşar. Bu örnekleri çoğaltıp daha da ağırlaştırabilirim ama anlatabildiğimi düşünüyorum.

Velhasıl; aynaya dönüp bakmamız lazım. Biz nerede hata yapıyoruz diye sorgulamamız lazım. Elbette beş parmağın beşi de bir değil lakin biraz olaylara kendi yapabildiklerimiz ölçüsünde de bakmamız lazım.

Damla deryanın suretini taşır bünyesinde. Tecellisidir, göstergesidir hatta.

Deryası haramken o zaman damladan nasıl bir sevap bekleriz ki?

Düşünmek lazım…