15.05.2020 Haberlisin ekibine dahil olduğum ilk yazım “Soma’yı Unutturmayacağız” olmuştu.

Belli ki unutturmuşuz. Belli ki unutmuşuz. Belli ki hiçbir ders almamışız.

Yazık. Çok yazık bu vatanın evlatlarına. Düşürüldükleri duruma, çalışmaya mecbur bırakıldıkları ortamlara, çalışma şartlarına yazık.

Biz bunları yazmaya, anlatmaya çalıştıkça muhalif hatta daha ağır ithamlara maruz kalıyoruz. Peki 41 canın hesabını kime soracağız?

Cevap net. Kimseye!

Çünkü öyle bir algı konusu ki bu kazalar siyasilerin bırakın utanmayı, hesap vermeyi, sorumlu bulmayı, prim kasıyorlar prim…

Yok ölenleri şöyle çıkardık, yok böyle yardım ettik. Nerede arkadaşım buranın sorumlusu? Kim burayı denetledi? Kimler denetlemedi? Kimler ziyaret etti? Kim buranın ekmeğini yiyenler?

5 kişilik işletmeyi denetime gelen müfettişler metot sorgulamaya bile cüret ederken onlarca insanın çalıştığı çok tehlikeli bir madeni denetlemeye gelenler nasıl müsaade ediyorlar, anlayabilmiş değilim.

Anlıyoruz aslında. Hem de o kadar iyi anlıyoruz ki işin içinde olanlar olarak.

Bunun için içimiz daha çok yanıyor. İşleyişi biliyoruz. İhalenin kimlere nasıl bırakılacağını da iyi biliyoruz.

Kamuoyu önünde iki mühendis, bir uzman, bir işveren vekili yargılanır. Davalar 4-5 yıl sürer. Olaylar soğuyunca içeride olması gerekenler çoktan tatillerine devam ederler. Olmaması gerekenler de yargılanmaya devam ederler.

Biz iş güvenliği uzmanları, profesyonelleri, bu işin sahipleri olarak çok yorulduk.

Yazık etmeyin daha fazla. Sizlere sadık olduğunuzu düşündüklerinizi değil de liyakat sahibi olanları dinleyin artık. Açın kulaklarınızı. Duyun ölen babaların çocuklarının seslerini…

Çıkarın kafanızı kumdan…

Bir seçim furyasıdır gidiyor. İktidarı, muhalefeti. Bırakın malzeme yapmayın canları, canlarımızı…

Biz sadece herkes için daha sağlıklı, daha güvenli yaşamanın, çalışmanın derdindeyiz. Ama herkes için…

Sağlıcakla kalın diyeceğim ama çalışıyorsanız muhtemelen işiniz zor.