Yaz ayları bu sene son derece sıcak ve nemli şekilde geçiyor. Özelikle ilimizde havalar gerçekten bunaltıcı seviyede. Hem yaz tatilini değerlendirmek hem de sıcak havalarda bir nebze olsun serinlemek için yazlık bölgelere çok fazla rağbet oluyor. Özellikle hafta sonlarında Karasu, Kocaali ile birlikte Cebeci, Kerpe bölgelerinde yoğunluğun üst seviyelere çıktığını görüyoruz.
Denize giren, kumda oynayan, top koşturan, kahkahaların bol olduğu ortamlar…
Diğer yandan feryat figan edenler. Evlerine, kalplerine ateş düşen anneler, babalar, çocuklar…
Her sene o kadar çok Karadeniz sahillerinde boğulma haberi okuyoruz ki yürek dayanmıyor. 13 yaşında genç bir kız ailesi ile birlikte gittiği tatilden evine dönemedi. Allah ailesine, sevenlerine büyük sabır versin.
Peki her sene bu kadar çok boğulma vakasının olduğu hatta ondan daha fazla “az kalsın boğuluyordum” cümlelerinin sarf edildiği bu sahillerde ki ana problem nedir?
RİP akıntısını çok fazla okuduk. Ama sadece okuyoruz. Bizim mücadelemiz bilmemek ile değil çoğu zaman. Bildiklerimizi kullandığımız yerlerde problemimiz var.
Hava kapalı, dalgalı ve ya akıntısı çok yüksek olsa bile o denize girilmeli. Muhakkak girilmeli. Hatta geçen gün bir haber daha vardı. Cankurtaranlar ile kavga ediyordu bir aile. 2 saat yoldan geldik bu denize gireceğiz diye…
Hayatla mücadele etmeyi erken yaşta öğreniyoruz bu topraklarda. Çoğu insan için hazır ve güzel şartlar sunulmuyor. Okuyacağı okul için bile mücadele ediyor insan. Çalışmak için de, evine ekmek götürmek için de, okumak için de. Hep mücadelesi devam ediyorken onun deniz ile mücadele etmeyeceğini düşünmek ahmaklık olur.
Malumunuz ana işimiz iş güvenliği. İlk dersimiz de ise bizlere iş güvenliğinin birbiriyle ilintili olan onlarca sosyolojik, psikolojik, mühendislik, ekonomik hatta siyasal konunun (çok disiplinli) bir bileşkesi olduğu anlatılmıştı.
Bugün anlatmaya çalıştığım şey de tam olarak bu aslında. Eğer bir baba istediği zaman istediği yerde (makul ölçüler de kabulüm) ailesini tatile götürme imkanına sahip olursa, ekmek derdi olmazsa, okutma derdi olmazsa, psikolojisi ülkesine ziyarete gelen turistlerin yarısı kadar iyi olsa emin olun o denizle mücadele girmez.
Zaman kısıtlı, maddi imkanlar kısıtlı, şartlar kısıtlı.
Çünkü o insanlara alan bırakmazsanız kendi alanlarını oluştururlar. Ve o alanlarda sizin kurallarınız işe yaramaz.
Meramımı umarım anlatabilmişimdir.
Sağlıklı günlere…