Ülkemiz 8.333 kilometrelik eşsiz bir sahil şeridine sahip. Ancak sahillere eşit ve adil bir biçimde erişemiyoruz.

Anayasamıza göre sahiller için öncelikle kamu yararı gözetilmeli. Ancak anayasal haklarımıza rağmen sahiller özel izinlerle bol yıldızlı otellere, büyük işletmelere teslim ediliyor. Bir yandan çevre tahribatı oluyor, bir yandan da kıyılara erişim yoksul vatandaşa imkansız hale geliyor.  Sahilleri işgal eden otel ve “beach club”’ler ücretsiz bir şekilde denize girmek isteyenlerin önüne bariyer, set gibi engeller koyarak denize girmelerine müsaade etmiyorlar, bu plajlara ancak ücreti ödeyenlerin girmelerine müsaade ediyorlar. Bu giriş ücretlerine gerekçe olarak ise şezlong, şemsiye bedelini gösteriyorlar.

Hâlbuki sahiller; Anayasa'nın 43. Maddesi ve 3621 sayılı kıyı yasası uyarınca, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan bir alandır.

Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.

Kıyı Kanunu madde 5/2’ye göre‘ ‘Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır,’’ demektedir. Yani insanlar dilediği gibi kendi şemsiyeleriyle birlikte diledikleri yerlerde güneşlenip, diledikleri gibi ücretsiz olarak denize girebilme hakları var. Bunun için ücret ödeme zorunlulukları yoktur. Yani kıyılardan herkes serbestçe, dilediği gibi yararlanma hakkına sahiptir.

Şezlong bedeli, şemsiye bedeli veya loca bedeli vs. bunların hepsi yapılan hukuksuzluğu geçerli kılmak için uydurulan bahanelerdir.

Sahil şeridinin birinci bölümüne, Belediyeler veya İşletmeler Şezlong, şemsiye veya loca koyamaz, koyduramaz. Anayasaya ve Kıyı yasasına aykırı düşer.

Vatandaşların ülkenin bütün denizlerinden ücretsiz bir şekilde yararlanması gerektiğini bilmesi gerekir.