Sapanca Gölünü besleyen derelerden su çekip satan fabrikalar denetlenmeden,

Binlerce insanın içme suyunun sanayi tesislerine kullandırılması sonlandırılmadan,

Göle akan pisliği durduracak kolektör yenilenmeden kimse “göl bizim gözbebeğimiz” yalanına inanmamızı beklemesin.

Biraz samimi olalım.

Önce fabrikaların kiraladıkları oranda su çekmeleri sağlansın. Hatta ruhsata aykırı su çekenler varsa, ruhsatları iptal edilsin. Kaçak yapılaşmayla mücadele gerçekçi olsun. Belediyeler 2021 yılı öncesi belgesiyle kaçakları resmileştirmesin…

Sanayi tesisleri bunların en başında TÜPRAŞ gelmekte. Yatırım yapıp deniz suyunu kullansın. Sonrasında gölün etrafı, kaçak yapılardan arınsın.

Bütün bunları yaptıktan sonra, gölü çepeçevre kolektör ile kuşatıp kirlenmesini önleyelim.

Bütün bunları yaptıktan sonra göl gözbebeğimiz söylemini kullanalım.

****

SEDAŞ meselesi…

Sakarya ve komşularının elektrik dağıtım işi SEDAŞ’ın.

Sözüm ona özelleştirme yapılırken ihaleyi alan firmanın yatırım yapacağı da söylenmişti.

SEDAŞ’ın patronları yatırım yapmadı. Yatırım yapılmayıp, şehirlerin artan nüfusları eski alt yapıya dayanamayıp her gün bir taraflar patlamaya başladı.

Peki SEDAŞ yapmadığı yatırımlar için bedel ödedi mi? Elbette hayır…

SEDAŞ’ın yapmadığı yatırımların bedelini halk ödedi mi? Her gün ödemeye devam ediyor.

Hükümetin yerelde ki temsilcileri bu duruma nasıl tepki gösteriyor. Tavşana kaç tazıya tut diyerek.

Niye böyle davranıyor hükümetin yereldeki temsilcileri. Çünkü hükümetin yerel temsilcileri arasında SEDAŞ’tan para kazanan var. İcra takibi yapan avukatın geliri azalmasın diye SEDAŞ’a dokunulmuyor desem abartmış olmam sanırım.

İktidar partisi kamu ile iş yapanlara teşkilatlarda görev vermemek gibi bir ilke ile yola çıkmıştı. Aradan geçen yıllarda ilke unutuldu. Şimdilerde iktidar partisinin teşkilatlarında görev almak ekmek kapısı haline geldi.

Durum böyle olunca ne SEDAŞ’tan ne de diğer kuruluşlara ‘Siz ne yapıyorsunuz?” sorusu sorulamaz hale geldi.

****

Ne garip!

Tasarruf edilmesi gereken onca mesele varken gazetelerden tasarruf ediliyor.

Makam arabası saltanatından tutunda aklınıza gelebilecek onlarca tasarruf edilmesi gereken konu varken Valilik başta olmak üzere kamu kurumları tasarrufu genel genelgesine günlük gazeteleri almaktan vazgeçerek katkı sunuyor.

Gazeteden tasarruf eden kurumları yönetenler sıkılmadan 24 Temmuz Gazeteciler Gününü kutladı. Riyakarlık bile normalleşti diyerek meseleyi noktalıyorum.

***

BİK tasarruf ediyor

Medyanın özellikle yerel medyanın en önemli paydaşı olarak lanse edilen Basın İlan Kurumu da tasarrufa gidiyor. Bazı şehirlerdeki şube müdürlüklerinin kapatılması kararı alındı. Kapatılacak şubeler arasında Sakarya’da var. Kocaeli, Sakarya gibi büyük şehirler İstanbul’a bağlandı.

Alınan kararın bir kez daha gözden geçirilmesi için onlarca sebep sıralanabilir. Bütün sebepler bir yana görevi başında şehit edilenlerin hatırına Sakarya Şubesi kapatılmamalı. İtibardan tasarruf etmeyen hükümet bu meseleye birde bu açıdan bakmalı…