“ Ben hiçbir şeyi savunmak istemiyorum. Kimi savunayım ki? Bir yürüyen cesedi mi? Ben zaten öldüm. 8 yaşındayken öldüm.’’

Şimdi sizlere izledikten sonra unutamayacağınız ve etkisinden kolay kolay çıkamayacağınız bir film anlatacağım.

ŞŞŞ KIZLAR BAĞIRMAZ

Film küçük yaşta ailesinin görevlendirdiği bakıcısı Murat’ın istismarına uğramış Şirin’i anlatıyor. Şirin 8 yaşında olmasına rağmen omuzlarında bu yükün ağırlığıyla yaşamını bir müddet sürdürmüş ve o yaştan sonra bütün erkeklerden nefret edercesine korkularla yaşar. Karşısına Cemali çıkana dek, Şirin onunla evlenmeye karar verir ama düğün gecesi bir adamı öldürüp idam ile yargılanır, ama bu olup bitene rağmen Cemali onun için mücadele vermektedir.

Aslında çoğu kez derdini annesine, babasına hatta öğretmenlerine bile anlatmayı planlar fakat kimsenin ona ayıracak zamanı yoktur. Herkesin ondan kaçarcasına uzaklaşması Şirini daha da yalnızlığa itmiştir. Cinayeti de yine kendi gibi bir olaya maruz kalan küçük kızı kurtarmak uğruna işlemiştir. Ama o küçük kızın babası şan, şöhret, itibar uğruna bu durumu kabullenmek istememiş ve mahkemeye gitmemiştir.

İşin bir başka boyutu da İran’da cezası idam olmasına rağmen bu vakanın binlerce kez meydana gelmesidir. Ahlakın kişisel olduğu ne kadar ağır cezalara çaptırılsa bile vicdanın cezalarla alakası olmadığını her şeyin kalpte bittiğidir. Ülkelerinde bu sorunlara en ağır cezalar uygulamaları gerekmektedir. Gerçi ölümden büyük ceza mı vardı?

Filmin unutulmaz sahnelerinden biri, Şirin’in kendi savunmasından bir kesit;

-Hiç birşeyi savunmak istemiyorum

-Kimi savunayım ki ?

-Yürüyen bir cesedi mi ? Ben zaten ölüyüm.

-Sekiz yaşındayken öldüm.

-Ama hiç kimse benim katilimi aramadı, hiç kimse.

Acının ve de çaresizliğin, çığlıklara ve de feryatlara duyarsız kalan insanların, iki yönlü olarak ahlakın boyutunun neler olduğunu eleştiren, yerden yere vuran, insanı düşünceleriyle baş başa bırakan eşsiz bir yapım: Kızlar Bağırmaz!

Ahlak kimilerine göre iyi ya da kötü olarak yorumlanabilir?

Kötülüklerin cezasız kalması tatmin edilememesinden daha mı iyi yoksa daha mı kötü?

Bazı düşünceler ve insanlar tabiatı gereği kötü müdür?

Değer paradigmalarınız objektif olmanıza engel mi?

Cevapları kendi içinizde yüksek sesle dile getirmeyi deneyin, kendinizle yüzleşin.

Tabularınızı sorgulayın, sizi insani değerlerden mantık çerçevesinde kısıtlayan öğeleri temizleyin evvela. Her şeyden de evvela önce kendinize soru sormayı öğrenin.

Bu sadece bir hikaye ülkemizde de bunun gibi yaşanan çok fazla örnek var. Aile yüzünden kadınlar karanlığa hapsolmak zorunda kalıyor.