Mekânın cennet olsun güzel insan,
Bazen dayı, bazen ağabey bazen arkadaş oldun. Şartlar ne olursa olsun hep dinleyen, hep anlamaya çalışan oldun.
“Ömür dediğin ne ki, dalda bir kuru yaprak.
Bin senede yaşasak son durak kara toprak”
Her ölüm muhakkak ki erken. Ama Halim Kara’nın vedası çok erken oldu.
Ne kadar yaşadığın değil nasıl yaşadığın önemli.

Halim Kara ağabey ile 30 yılı aşan ağabey-kardeşlik hukukumuz var. Yazımın başında da dediğim gibi bazen dayı, bazen arkadaş, bazen dert dinleyen dostum oldu. Ağustos sonunda planladığımız Karadeniz gezisine gidememiş olmanın üzüntüsü dün gece bir kez daha canımı yaktı.

Halim Kara’yı bilenler biliyor. Bilmeyenlere anlatmak çok zor olmayacak. “Konuşmaktan çok dinleyen, anlatmaktan çok anlamaya gayret eden” desem yeterli olacaktır.
Halim Kara, adının önünde unvanı olmadan yaralara merhem olmayı başardı. İyi insandı, iyilik yapardı. Yaptığı iyilik bilinsin derdinde değil maksadına ulaşsın isterdi.
Ben burada ne yazsam ne anlatmaya kalksam kelimeler kifayetsiz kalacak.
Yol arkadaşı, kadim dostu Yusuf Alemdar, en derin duygularını dışa vurdu. Ağladı, ağlattı.
Zaman zaman kelimelere döktü duygularını.

Dediğim gibi Halim Kara’nın adının önünde hiç unvanı olmadı. Unvanıyla değil şanıyla, yaşam şekliyle, samimiyetiyle kalbimize girdi.
Halim Kara bir dost, bir arkadaş, bir ağabeydi. Ama çoğunlukla bizim Halim dayımızdı. Allah mekanını cennet eylesin.
Rabbim yakınlarına, sevenlerine sabırlar ihsan eylesin.