Sakaryaspor…
Bir zamanlar Türk futbolunun gövde gösterisi, Anadolu’nun dik duruşu…
Bugün?
Maalesef saha içinde değil saha dışında kaybeden bir kulüp fotoğrafı…
Sezon başından beri adeta "kaosun anatomisi" dersinde vaka analizi olabilecek günler yaşanıyor. Ekonomik çöküş var, sportif kriz var, yönetim karmaşası var…
Sezonun ilk düdüğü çaldı çalmadı, yönetim binasında çatlak sesler yükseldi.
Hatalı transferler, yanlış hoca tercihleri, istifalar...
Kısacası yönetim, kendi kendini yönetmekten aciz hale geldi.
Verilen sözlerin tutulamayacağı anlaşılınca çare olağanüstü genel kurul kararı almak oldu
Ancak genel kurulda kimse aday olmadı.
Başkan Muhammet Kıratlı çıktı, "Ben aday olmadım, beni aday gösterdiler" dedi
Başkan Kıratlı her ne kadar kendi isteğimle aday olmadım dese de Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar "Kıratlı bizzat kendi isteğiyle aday oldu" dedi.
Takımda borçlar dağ olmuş.
Peşinatlar ödenmemiş.
FIFA dosyaları kapıda kuyruk olmuş.
Yönetim ne yapıyor?
Büyükşehir Belediyesinin bulduğu paraları dağıtıyor.
Başka?
Başka yok
Taraftar da haklı olarak soruyor:
"Bu mudur yönetmek?"
Nicolas N’Koulou ile başlayan yasaklı dosya zinciri
Rayane Aabid derken…
Son olarak Ognjen Ozegovic dosyası da patladı.
Dosyalar nedeniyle kulübe 3 dönem transfer yasağı geldi.
Sakaryaspor’un FIFA’daki dosya sayısı 3’e yükseldi.
Bitmedi…
Kobiljar da kulübü FIFA’ya şikayet etti.
Bu tabloyu bir kulüp değil, borç batağındaki bir holding yapsa konkordato ilan ederdi.
Şimdi şehirde, Başkan Yusuf Alemdar’ın yeni bir yönetim modeli arayışında olduğu konuşuluyor.
Bakalım süreç bizi nereye götürecek.
Sakaryaspor’un bugünkü hali, aslında Türk futbolunun minyatür bir fotoğrafı…
Herkes koltuk istiyor, sorumluluk istemiyor.
Herkes para dağıtmayı biliyor, para kazandırmayı bilmiyor.
Herkes konuşuyor, kimse taşın altına elini koymuyor.
Bu şehir, bu kulüp, bu arma…
Böyle masallarla değil, ancak gerçeklerle ayağa kalkar