Genel seçimlerin arifesindeyiz.

Sandığa gidip ülkeyi kimin yöneteceğini belirlemek için bir yıldan az zaman var. Yani çok uzun zaman kalmadı…

Sandıkta mühür vurulurken elbette yapılan icraatlar, yapılamayanlar, ekonominin durumu, güvenlik meselesi gibi birçok kıstas masaya yatırılacak.

Bu dönem millet kararını verirken sadece Ankara’ya bakmayacak.

Ankara’nın yereldeki temsilcilerini de değerlendirip öyle karar verecek.

Belki olumlu yönde belediye başkanlarının seçim sonuçlarına katkıları olmayacak ancak olumsuz düşünceler sandığa etki edecek.

Yaşadığımız şehir Sakarya’da herkes oturduğu mahalleden çalıştığı işyerine giderken geçtiği yolları bir düşünsün lütfen.

Yine yaşadığımız şehirde hayata geçirilen hizmetleri de gözümüzün önüne getirelim.

Çoğunuzun aklına öyle devasa işler gelmeyecek. Bundan eminim. Yapılacak denilen ama yapılmayan işleri öncelikli hatırlayacağız.

Dünün ‘yapacağız, edeceğiz, çözeceğiz’ söylemlerinin gerçek olmadığını göreceksiniz.

Bunlar yetmiyormuş gibi, yerel yöneticilerin büyük kısmını ‘küçük dağları ben yarattım’ edasında dolaştıklarını hatta sadece kendilerinin değil etrafındakilerin de ‘kral biziz’ durumunu göreceksiniz.

İnsanı bezdiren görüntüler sandığa doğrudan etki edecek.

Millet çabuk unutur… Balık hafızalıyız…

Sonuç almak o kadar kolay olmayacak.

Hal böyle iken kendi seçimlerinde bile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adıyla oy isteyenler, dünü çabuk unuttu. Yaptıkları ve yapmadıklarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oy kaybettirdiklerini görmüyorlar. Öylesine büyük yanılgı içerisindeler ki, sanki seçim hiç gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar.

Sakarya’da 17 belediye başkanı Cumhur İttifakını oluşturan siyasi partilerden seçildi veya sonradan ittifakın içindeki partili oldu.

2023 seçimleri için geri sayım başladı. Tıpkı hemen ardından yerel seçimlerin geleceği gibi zaman çabuk geçiyor.

Seçime bir yıldan az kala, kendini dev aynasında gören başkan ve avanelerini, şehrimin hizmet alması için iyi niyetimle uyarmak istiyorum.

Ağalar; Size eksik ve yanlışları söylemeyen şakşakçılarınız sayesinde gideceksiniz. Süslü cümlelerle sizi övenler değil, görev sahanız ve süreniz içerisinde yaptıklarınız makamda tutacak. Hala vaktiniz varken yama yapmayı, pansuman etmeyi bırakın ve tedaviye başlayın. Şehir hizmet manasında yoğun bakımda. Pansumanla hayata döndüremezsiniz…

NOT; Yamacı, pansumancı başkanları etraflıca konuşacağız.

Dediğim gibi biz iyi niyetle bir kez daha uyarmış olalım…

****

Veliler haklı!

Her yıl bu dönemlerde ‘okullarda zorunlu bağış’ veya ‘kayıt parası’ yazıları kaleme alınır.

Her veli evladının yarınlarını düşünerek daha iyi bir okulda eğitim almasını ister.

Şehrin okul yapısını kişisel menfaatleri için yerle bir edenlerden hesap soramadığımız için bağış yapan veya adres değişikliğine giden veliyi suçlama kolaylığı seçiliyor. Okulun temel ihtiyaçlarını karşılayamayan Milli Eğitim Bakanlığına veya hükümete laf edilemediği için okul yöneticileri topa tutuluyor.

Hepimizin gün gibi bildiği gerçek her okul elindeki gücü nispetinde veliden para talep ediyor. Bu durumu Allah biliyor, milli eğitimi yönetenler de biliyor.

“Tavşana kaç tazıya tut” demek yerine kimsenin çocuğunu göndermek istemediği İmam Hatip Okullarını, Anadolu Lisesine çevirelim. Sendikanın veya siyasetin değil liyakati öncelikleyerek yöneticilerini atayalım.

Göreceksiniz, okulların eğitim kalitesi arttığında velilerde adres sahtekarlığına başvurmayacak. Okul yöneticileri de her şey olağan seyrinde gittiğinde zorla bağış toplayamayacak.

İşlerin yolunda gitmesini isteyen irade sahibi birileri varsa, çözüm yolu bu kadar basit.

Keyifli bir hafta dileğimle…