Geçen yıldan kalan sorunlarımızdan olan küresel enerji krizi yeni yılı da etkilemeye başladı. Petrol, doğalgaz, elektrik…

Hepsi birbirini destekleyen bir zincir adeta.

Son olarak doğalgaz sıkıntısı nedeniyle organize sanayi bölgelerinde 25, 26 ve 28 Ocak tarihlerinde sınırlı elektrik ve doğalgaz kullanımı olacak. %95 oranında yapılacak olan bu kesinti ile tasarruf yapılması bekleniyor.

Peki buradan elde edilecek yada edileceği söylenen tasarruf üretim sektöründeki aksamayı karşılayabilecek durumda olacak mı? Bu elbette düşünülmüş ya da hesap edilmiştir diye düşünüyorum. İşverenler başka çözüm önerileri üzerine çalışmaya başladılar. Daha makul kabul edilebilir bir çözüm mutlak bulunacaktır.

Burada önemli olan nokta her zaman ifade ettiğim gibi süreç yönetimi. Süreci yönetmek çok değerlidir. Çok bilinen bir anekdottur kaynayan kurbağa. Aslında bu anekdot bir varsayım içerir. Ama bize içinde ipuçlarını verir. Kurbağayı kaynayan suya atarsanız aniden sıçrar ve kaçmayı başarır. Ama kurbağayı soğuk suya koyup yavaş yavaş suyu kaynatmaya başlarsanız bu sefer kurbağa fark edemeden yavaşça kaynayarak ölmektedir.

Bu böyledir, burası olmaz denilecek bir hikaye elbette değil. Burada verilen bizler için süreç yönetimidir. Her süreç yönetimi elbette siyaseti de beraberinde getirir. Büyük kitleleri etkileyen yada maddi açıdan büyük hamleler yapılırken süreç daha dikkatli yönetilmelidir.

Bu bir eleştiri değil. Aksine naçizane bir istek sadece. Toplumumuz kibar, anlayışlı, birbirini dinleyen, fikir yarıştıran insanlardan çok uzaklaştı. Meclise önerge vermek ve reddetmek o kadar basit bir olay haline geldi ki. Önemli olan fikrin kendisi değil. Kimden geldiği. Tüm mesele bu. Bununla ilgileniyoruz. Hatta çoğu vekilin o önergeleri okumadığına neredeyse eminim. Hatta bunu bazı vekiller kendileri dile getiriyor. Çünkü çoğu için vekilliğin getirdiği kapılardan geçmek, güzel maaş almak ve el kaldırmak diğer tüm konulardan daha değerli.

Biraz kavga edeceksiniz, bazı konularda sinirli pozlar verebilirsiniz. Hepsi paket dahilinde…

Gerçi bilimi, ilmi dinlemeyen bizi ne diye dinlesin.

Akıntıyla mücadele etmek bizimkisi.

Ama bilmiyorlar ki biz akıntıyı yenmeyi değil, mücadelenin kendisini seviyoruz.

Sonuçta zaferin bizim olmadığını bilenlerdeniz.

Şükürler olsun…