Çok şükür ki,
Memlekette her konuya bakan kurumlarımız,
Her konunun bir muhatabı,
Her türlü sistemimiz var.
....
Her şey buraya kadar çok güzel de,
Benim anlayamadığım şey,
Bunca kuruma,
Onca konu uzmanına,
Binlerce çalışana rağmen, Memleketin özetinin bu kadar can yakıcı olması niye!!!
....
-Adaletten yoksun,
Yargıya güvensiz hale geldi memleket giderek.
"Yapanın yanında kâr bırakan" bir hukuk anlayışı doğuruldu bile isteye.
-Memleketin her yanı,
Yardıma ihtiyacı olan insanlarla doldu taştı.
Tabi ki muhtaç olana koşmak gerek,
Bu hepimizin boynunun borcu ama marifet sürdürülebilir çözümlerle muhtaçlığın önüne geçebilmek.
Ama maalesef,
Muhtaçlığı önlemek yerine,
Yardıma muhtaç olanların muhtaçlığından beslenen bir yapı geliştirildi bizde.
Çünkü ancak o halde,
Bir parça ekmek,
Bir paket makarna uğruna satılabilirdi duyulan sevda
memlekete.
-Aile yapısı,
Ailevi değerler değişti toplum içerisinde günden güne.
Hatta, aile kavramı yok olma yolunda ilerlemekte.
Gün geçtikçe ağırlaşan koşullar,
Başkalaşan dünya ile birlikte aile bütünlüğünün sağlanması da zorlaştı haliyle.
Ve daha da acı olan,
Ne ulusal politikalar geliştirebiliyoruz tüm bunları önleyebilmek adına,
Ne de doğru stratejiler.
Çocuklarımızı ise ne ihmallerden koruyabiliyoruz,
Ne de istismarlardan.
Mevcut koşullarda,
Evlatlarımızın sağlıklı gelişim gösterebilmelerini sağlayabilmek falan da mucize gibi ayrıca.
-Kadına karşı ayrımcılığı önlemek,
Kadın haklarını koruyabilmek şöyle dursun,
Kadının, hayatın gerisinde kalması için çokça çaba sarf edilmekte.
Ne canına kıymet verilmekte kadının,
Ne de saygı duyulmakta hayatın içerisindeki yerine ve emeklerine.
-Memlekette,
Kendimizi ne çalışıyorken sosyal güvencede hissedebiliyoruz ne de emekliyken.
Yani hep,
"Güvendiğimiz dağlara kar yağıyor" doğumumuzdan ölümümüze hep bir şekilde.
-Nasıl bir çevre, imar, yapı ve yapım mevzuatımız varsa artık,
Kimin nereye ne yaptığı belli değil memlekette.
Altyapı sorunları ayrı gündemde,
Üstyapı sorunları ayrı.
Öyle bir şehircilik anlayışımız var ki;
Selin, depremin, doğal afetlerin silip süpüremeyeceği şehir yok gibi neredeyse coğrafyamız içerisinde.
Çevre desen,
Çevre ve şehircilik aynı bakanlığa verilince,
Rantın ağır basması ile çevre umursanmadı bile.
-Dış işlerimiz ayrı,
İç işlerimiz ayrı içler acısı.
Hangi birine yanacağımızı şaştık kaldık milletçe.
-Ülkede, her türlü kaynağı işletmek,
Geliştirmek,
Üstüne de yeni kaynaklar yaratmak yerine,
Kaynaklar satıla satıla tüketilmekte.
Öyle bir hale geldik ki,
Aldığımız nefesle ısınıp,
Gözlerimizin ışığında aydınlanacağız neredeyse.
-Gençliğin kişisel ve sosyal gelişimini desteklemeye yönelik politikalar üretmek yerine,
Gençleri yok sayan,
Söz hakkı tanımayan,
Korku kültürü ile sindirmeye çalışan,
"Ya bizdensin ya da hiçsin" yaklaşımıyla,
Her fırsatta gençliğin kendi karakter ve duruşunu sergilemesine engel olan bir düzen var ortada.
Ve ne yazık ki,
Göz göre göre,
Ellerimizden kayıp giden nesillerimiz var bir de çaresizlikten.
-Memleketin ne geliri belli,
Ne de giderleri.
Gerçi artık,
Vatandaşın verdiği vergilerden başka gelir kaynağı da kalmadı.
Yalnız,
Giderlerin çoğu da,
Bir yerlerde oluk oluk yaşanılan şaşadan lükslerden belli ki.
Bakalım nereye kadar döndürülebilecek bu düzen içerisinde,
Bu ekonomi!
-"Millî, manevî, tarihî, kültürel ve turistik değerleri araştırmak, geliştirmek, korumak, yaşatmak, değerlendirmek, yaymak, tanıtmak, benimsetmek ve bu suretle millî bütünlüğün güçlenmesine ve ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak" gibi sorumluluklar yerine,
Bol bol otel yapıp her yere,
O otelleri hınca hınç doldurabilmek oldu tek hedef.
Gerçi,
Bizim de kendimize ait kültürümüz, değerimiz, yapımız mı kaldı ki doğru düzgün,
Tanıtabilecek başka milletlere!!!
O da apayrı bi konu ya gerçi.
-Eğitim desen,
Eğitim Sistemi desen;
O da ayrı bi dünya.
Dünya çapında,
Eğitim-Öğretimdeki yerimize şöyle bir göz atmak bile yeterli,
Vahim tabloyu görebilmek adına.
Diğer taraftan,
Öğretmenler mutsuz,
Veliler çaresiz,
Evlatlarımız umutsuz resmin bütününe bakıldığında.
-Memlekette, içeride ve dışarıda kimin neyi savunduğu belli değil hale geldi.
-Sağlık çalışanlarının,
Özellikle de şu salgın dönemi içerisinde,
Olanca güçleriyle gösterdikleri özveri,
Sağlık sistemi içerisindeki tek iyi şey belki.
Onun dışında,
Düşmeye gör hastanelere;
Devlet hastaneleri başka türlü can yakıyor,
Özeli başka.
-Bilim, teknoloji ve yenilikçilik yönündeki geri adımlarımız,
Üretmekten çok tüketmeye yönelik çabalarımızla yeni bir tarihimiz de var yazdığımız.
-Neredeyse her şeyi üretebiliyorken,
Neredeyse her şeyi ithal etme noktasına gelişimizse,
Tarımdaki başarımızın naçizane göstergesi.
Bu konuda,
Başka da söze gerek yok gibi.
-Ya ticarette geldiğimiz nokta!
Her yerde,
Her türlü fırsatçılık, hile, hurda.
Ticaretle uğraşanın geldiği nokta;
Ya bu düzene uyarsın bir şekilde,
Kaybolup gidersin piyasadan ya da.
-Uzaya ulaşabilecekken dört şeritli yollarla,
İki damla yağmur, biraz karla yaşadığımız felaketler,
Memleketçe nazarlığımız tabi sadece,
Korkma!
....
Bu özetin de özetine şöyle bir bakınca,
Çeşitli mevki ve makamlarda,
Çeşitli görevler yapanlar,
Nelere bakıyorlar acaba!!!" diye düşünmeden edemiyor insan.
Herkes,
Kendi işini gücünü bırakmış,
Başka yerlerde,
Başkalarının açığını aramanın peşinde sanki.
Biz bu hali,
Memlekette her zaman görüyoruz da,
İnsanın içi daha da bir acıyor tabi;
Doğal afetlerde,
Felaketlerde,
İnsanların düştüğü dar zamanlarda bile bu tabloyu görünce.
Halbuki gerçekten herkes kendi işine baksa,
İşini en iyi şekilde yapmaya çabalasa,
Memleketin ihtiyaçları doğrultusunda çalışsa,
Bugün bambaşka noktalarda,
Bambaşka şeyleri konuşuyor olurduk mutlaka.
Kim neye,
Nelere,
Nerelere bakıyor belli değil.
Her tarafta,
Her konuda bir şeylere bakan bakana gibi görünüyor ama ortada iyi gittiğini görebildiğimiz tek bir şey yok adeta.
Millet olarak,
Her anlamda ve her alanda memleketi bir yerlere taşıyabilecek politikalar,
İleriye vardırabilecek hamleler beklerken,
Asıl odaklanılması gereken yerler başkayken,
Gündemi sürekli gereksiz şeylerle meşgul edip edip,
Milleti asıl bakası gereken yerlerden uzaklaştırmak da tabi bir politika.
....
'Kimin neye baktığının belli olmadığı memleketimde, bakmaktan öte gidilebilmesi dileğiyle...'