İyi olmak da kötü olmak da bizim elimizde.

Günlük yaşamımızda bilerek ya da bilmeyerek çok fazla iyi ya da kötü şeyler yaparız. Aslında iyiliğin yanında kötülüğünde bizim bir parçamız olduğunu bilmemiz gerekli. Her insan kabul etmese de içerisinde kötülük barındırır. Hangi tarafı seçeceğimiz bize kalmış. Bunu biz belirleriz.

İnsan ömrünün sınırlı olduğunu doğan bir insanın en büyük kaderinin ölüm olduğu bir evrende yaşamanın bir amacı olması gerektiğini iyi bilmeliyiz. Bu amaç iyi bir insan olmaktan başkası değildir. Hayatta her zaman iyi niyetli ve iyi bir insan olmalıyız. İnsan öldüğü zaman yanında sadece yaptığı işleri götürür. Ve unutmayalım ki bir toplumu mutlu yapan şey insanların birbirine iyilik yaptığı bir ortamdır.

İyilik insanlara karşı yapılan olumlu davranışlardır. Bu olumlu davranışlar sadece görünüşteki davranıştan ibaret değil bu davranış ruhun, kalbinin sevgiyle yoğrulduğu bir davranıştır.

İyiliğin önemini anlamak için yapılan iyiliğin miktarına, büyüklüğüne, değerine bakmamak lazım. Burada önemli olan yapılan iyiliğin iyi bir niyetle harekete dönüşmedir. Öyledir ki elimizden bir şey gelmese bile yaptığımız dua da bir iyiliktir aslında. Her şey niyette biter. Yapılan iyilikten karşılık beklemek, esasında niyetteki bozukluğun yansımasıdır ki buna iyilik demek de doğru olmaz. Çünkü gerçek iyilik karşılık beklemeden halis niyetle yapılandır.

İyi bir insan olmak için kimseye kötülük etmemek yetmez. Hiçbir şey yapmamak da kötülüktür. Benim kimseye kötülüyüm yok diyen birinin iyilik için ne yaptığına bakmak da gerekli.

Gerçekçi, iyi bir insan, elinden geldiği, gücünün yettiği kadar da iyilik etmesini bilmeli ve bunu yapmalıdır.