Sakarya Şehirlerarası Otobüs terminalinde geçtiğimiz hafta yaşanan ve vatandaşı mağdur etmekten başka hiçbir şeye yaramayan “kepenk kapatma” protestosu Sakarya’nın ulaşım konusundaki derinlerde yatan bir tehlikesini su yüzüne çıkardı.

Biliyorsunuz ki terminal esnafı belediye meclis kararı ile terminale iki yeni yazıhane yapılması kararının uygulanmasına karşılık kepenk kapatarak protesto yoluna gitti. Önceki köşe yazımda da yazmıştım. Bir konuda yapılan eylem eğer yeterince efektif ve tutarlı değilse eylemin nedeni geçerli bile olsa geriye sadece mağduriyet bırakır ve yıllarca eylem yapıldığı neden ile değil de bıraktığı mağduriyet ile hatırlanır diye.

Nitekim de öyle oldu…

Geriye baktığımda ben bu süreci eylemlerin ilk günü hamile bir kadının otogarda su satın alacak bir yer bulamadığı, kimseni kadına su satmadığı için polislerin kadına kendi odalarından su getirmesi ve olaydan sonra protestoya katılmayan bir firmanın otogarda vatandaşlara ücretsiz su dağıtması ile hatırlayacağım.

Aynı zamanda bir dernek üyesinin protestolarda emniyetten rütbeli bir yetkiliyi “otobüsleri belediyenin önüne çekerim" tehdidi de aklımın bir köşesinde duracak hep.

Yani diyeceğim odur ki bu iş bize anlık mağduriyetler dışında hiçbir şey bırakmadı maalesef.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar vatandaşın lehine olan iki yazıhane konusunda “devlette devamlılık esastır” diyerek önceki dönem alınan kararın uygulanması konusunda geri adam atmadı.

Alemdar’ın bu konudaki kararının şehirdeki karşılığı bir kararın savunulmasının çok da ötesinde olarak şehirde kulaktan kulağa konuşuluyor. Sakarya siyaset tarihinde nadir bir şekilde gördüğümüz sermaye değil de vatandaşın çıkarlarını koruma dirayeti şehirde büyük takdir toplamış durumda. Kısa zamanlı oluşan mağduriyet siyasi erkin dik duruşundan kaynaklı vatandaşa uzun süreli kazançlara neden olacak gibi.

Peki dernek bu mağduriyet yaratıcı eylemi yapma cesaretini nereden buldu? Tabi ki de şehrimizde uzun yıllardır oluşan ulaşım tekelleşmesinden ve şehirlerarası ulaşımda yeterli çeşitlilik sağlanmamasından.

Çocukluğumuzda neredeyse her İstanbul ziyaretimizde tercihimiz olan Ada Treni’nin son durumu malum. İstanbul’a sefer gerçekleştiren bir firmanın ucuz alternatifi de yine o firmanın alt firması.

Daha da bir şey yazmaya gerek yok bu konuda.

Ulaşım konusunda dünyadaki duruma bakmak istedim ve Time Out şirketinin yaptığı araştırmaya denk geldim. Yapılan araştırmada dünyanın en iyi toplu taşıma hizmeti veren şehri Berlin olarak açıklanmış. Berlin’i de detaylı olarak incelediğimizde, bir güzergahtaki raylı sisteme alternatif olarak bile başka bir raylı sistemin olduğunu görüyoruz.

Yani refahın kapısı sadece rekabet ile açılıyor.

Sakarya’nın da Berlin olmasının yolu dirayet gösterecek siyasi erklerden geçiyor. Şehirde toplu taşımada alternatiflerin çoğalması, mutlaka raylı sistem projesinin hayata geçirilmesi, bu tür tekelci eylemlerin önüne geçecek yegane önlem olabilir.

Şehirde, özellikle de ilçelerde alternatif bir ulaşım seçeneği yok. Özellikle de yaz aylarında şehrin kuzey bölgelerinden gelen ulaşım şikayetlerini duyuyor ve görüyoruz. İlçelerin ayrı hattı olmasını bırakın Karasu ve Kocaali gibi iki ayrı ilçeye tek hat gidiyor.

Önümüzdeki yaz şehrimizin turistik bölgesi olan bu bölgede bir “ulaşım protestosu” olması durumunda yaşanılan mağduriyeti tahmin edebiliyor musunuz?

Maçlara gelenler bilir. Özellikle de Sakarya Atatürk Stadyumunun full çektiği maçlar ulaşım konusunda çileye dönüşüyor. 28 bin kişinin bölgeden tahliyesi neredeyse alternatifsiz olarak 6-8 kişilik küçük kırmızı dolmuşlar ile yapılmaya çalışıyor. Araçlar yolcu kapasitesi olarak yetersiz olunca sayı artıyor ve şahsi araç trafiğinin üzerine bir de kırmızı dolmuş trafiği ekleniyor.

Otogarda yapılan protestonun stadın full çektiği bir maç gecesi dolmuşçular tarafından yapıldığını hayal edelim öyleyse bir de…

Bunlar sadece ilk aşamada aklıma gelen örnekler. Bir sonuca bağlayacak olursak, şehirde mağduriyet yaratacak bu protestolara cesaret vermek istemiyorsak ulaşımda alternatifi çoğaltmalı özellikle de raylı sistemin üzerine düşmeliyiz.

Bu da ancak otogar olayında olduğu gibi vatandaşın çıkarlarını korumaya yönelik adımlarda kararlı olan siyasi erkler sayesinde mümkün olur.

Bu kararlılığın şehrin diğer ulaşım kollarında da devam etmesi dileğiyle…