Kurban Bayramına çok az kala biraz da tarımdan, üretimden bahsetmek istiyorum. Merak etmeyin Kurbanlık fiyatlarından bahsetmeyeceğim bile, kurbanlık fiyatları almış başını gidiyor zaten ekonomik olarak zor geçinen vatandaş kurban kesemeyecek. Vatandaş et yemek için Kurban Bayramını bekliyordu ama maalesef bu gidişle et yemek hayal oldu. Dedim ya Kurbanlık fiyatlarından vatandaşın ekonomik sıkıntılarından bahsetmeyeceğim zaten bunları hepimiz biliyoruz.
Benim değineceğim konu çiftçilik de genç nüfusun kalmaması. Genç nüfus artık tarımla ilgilenmiyor. Gübre, mazot, yem ve diğer materyaller bu kadar pahalıyken üzerine de bide hayvancılık ve tarımdan para kazanılamayınca insanlar tarlaları terk etmeye başladılar.
Tarımda çalışan nüfus yaşlanırken genç sayısı da sürekli azalıyor. Sektörde sadece gençler için değil, yaşlı nüfus için de işler giderek zorlaşmaya başladı. Sanayi alanlarının genişlemesi ile birlikte, insanlar topraklarını bırakarak fabrikalar da çalışmaya başladı. Üzerine birde giderleri gelirlerinden çok olunca nerede daha çok kazanırsam oraya giderim algısı oluştu. Bunun için de kimseye kızamazsın ki, insanın karnı nerede doyarsa tabi ki de orayı tercih edecektir. Bunda da çok haklılar, zaten kötü giden ekonomide çıkar yol bulmaya çalışıyorlar.
Son yıllarda önemi en çok anlaşılan sektörlerin başında tarım ve hayvancılık geliyor. Pandemiyle birlikte sanayide ve teknolojide gelişme yaşansa bile yeterli ve sağlıklı gıdaya sahip olunmaması ya da temin etmekte sorun yaşanılması çok şey ifade etmediği gerçeği ortaya çıktı. Stratejik sektörlerden biri olarak görülen tarım aynı zamanda önemli bir istihdam alanı. Ancak son yıllarda Türkiye'de tarımdan geçinen kişi sayısı gittikçe azalıyor.
Bundan iki gün önce Sakarya Ticaret Borsası Canlı Hayvan Pazarına gittim orada üçüncü kuşak olan bir besici abi vardı. En son kuşak oymuş, ondan sonra kimse devam etmeyecekmiş bu işe üzülerek bunu anlattı. Sohbet ederken çok güzel bir cümle de söyledi, bizim yerli ve milli bir tarım politikamız yok, hiç tarlaya girmemmiş, ayağı toprağa değmemiş, ahıra girmemiş tarım bakanımız var. Tarım bakanı çiftçinin halinden anlayacak, sabahın ayazında tarlaya gidecek ki çiftçi ne çekiyor anlasın.
Kapanmayacak yaralar oluşuyor. Köyünü bırakıp, tarlasını bırakıp giden, şehre yerleşen vatandaş bir daha gelmeyecek. Bunun çok daha yıkıcı etkilerini göreceğiz. Buna gerçek önlemler alınması gerekiyor. Nerden tutsan elinde kalıyor maalesef.