‘En’lere sahip olma arzusunun altında daha çok onay daha çok kabul ve telafisi en zahmetli olan doyurulmamış sevgi ihtiyacı yatıyor çoğu zaman. Bir baş etme mekanizması olarak birey ‘Eğer mükemmel olabilirsem, eğer işimi dört dörtlük tamamlarsam eğer hatasız olabilirsem bu beni hem dış dünyadan gelebilecek saldırılara karşı korur ve güvenli hale getirir hem de herkes tarafından kolayca kabul edilir ve sevilirim ’inancını taşır.

Acaba hayata geçirmeyi arzu ettiği bu ‘En’ olma hali eşinin, çocuğunun, ailesinin hatta mensup olduğu toplumun gerçeği ile ne denli uyumludur? Hâlbuki mükemmel dediğimizde aklımıza olumlu şeyler gelmesi gerekiyor değil mi? Kelime anlamı ile ne kadar olumlu sinyaller verse de ‘mükemmel olma’ arzusu, ‘en’lere ulaşma çabası bir hayatı yaşama biçimi yahut tavra dönüştüğünde işlerin tadı kaçmaya başlıyor. Çünkü mükemmel olmak diye bir şey aslında mümkün değildir. Çünkü her insan kusurludur ve kusurlarıyla biriciktir. Mükemmeliyetçi tavır insanın adım atmasına kıpırdamasına müsaade etmez hemen ekleyiverir arkadan o sesi ‘Ya rezil olursam, ya vasat bulunursam, ya yetersiz bulunursam? Ve çok dahası. Hata yapmaya toleransınızın olmadığını söyler bu yüzden ya hep ya hiç şeklinde düşünürsünüz. Böyle düşündüğünüzde ise adım atamaz olursunuz. Her zaman bir işe bir ilişkiye, keyif vadeden herhangi bir duruma karşı dahi mükemmel ‘an’ı kovalar durursunuz anı yaşamak için beklerken hayat geçip gider. Tabi mükemmeliyetçi tavra karşı böyle eleştirel bir yaklaşım getirirken bunun karşılığı işleri koyvermek olmadığını, savsaklamak, özensiz olmak, akışına bırakmak olmadığını da belirtmeme gerek yok diye düşünüyorum. Her şeyin orta kararı orta yolu sağlıklı adımlarla ilerlememize vesile olacaktır.

Unutmayalım ki hiçbirimiz kusursuz değiliz. Muhakkak yorulacağız, dinleneceğiz, eğlenmek isteyeceğiz. Belki koskoca bir hafta sonunu, izin günlerimizi bomboş geçireceğiz fakat ardından olsun bu seferlik de böyle olsun diyebildiğimizde rahat bir nefes alıp kendi zihnimizle mücadele etmeyeceğiz. Kendimizi rehabilite etme, iyiye ve güzele ulaşma gündemimizin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu sürece bir andan, resimden ibaret olarak bakmaktan ziyade bir yolculuk olarak bakma gayreti içerisinde olursak o vakit gerçek tadı yakalamış olacağız.