Hayatta başarılı olmak için öncelikle, anında doyma ve ulaşma arzusunun akılcı yollarla üstesinden gelebilmeli insan. Nasıl ki çocuk yetiştirirken ebeveynler çocuğa beklemeyi, çabalamayı öğretmek için kademeli görevler veriyor ise, bunu yetişkin dünyasına da uyarlamamız gerekiyor. Bu önemli bir beceridir, hele ki haz odaklı yaşanan böyle bir çağda…
Günümüzde insanlar bir an önce her şeye sahip olmak istiyor. Bunun nedeni, kişinin kendini denetleme becerisindeki eksikliği, gösterdiği sabırsızlık ve tahammülsüzlük olabilir. Şöyle bakalım bu konuya: Direksiyonda oturan kim? Biz mi yoksa güdülerimiz mi? Bilinçaltı mı? Neden birçoğumuzun bağımlılıkları var?
Bağımlılıklarımızın altında yatan duygu başlangıçtaki haz duygusudur. Haz ve tutku ile davranışlarını kontrolden kaçıran insan bir müddet sonra hazzının kölesi olur, özgürlüğünü kaybeder. Bu durumdaki insan bireysel tercihleri ile kendini mahkûm etmiştir. Sigara, alkol, uyuşturucu ve yaşadığımız çağın getirilerinden olan bilgisayar, internet, cep telefonu, sosyal medya gibi teknoloji ürünlerinin sunduğu bağımlılıklar ile özgürlüğümüzü kaybetmekte ve bağımlısı olduğumuz şeylerin bizleri kontrol etmesine izin vermekteyiz.
Bu durumda ne yapmalıyız?
Hazzı erteleyebilen insanlar hayatlarındaki uğruna çabaladıkları işleri güçleri konusunda çok daha istikrarlı ve başarılı oluyorlar. Haz veren nesne ile araya bir mesafe koymak ilk aşamada zor ama etkili olacaktır. Örneğin sosyal medyada, telefonda sınırsızca vakit geçirirseniz, ha bıraktım bırakacağım derken saatler geçmiş ve planladığınız ne var ise yapamamış olursunuz.
Beslenme boyutunda da haz ve bağımlılıkların etkisi oldukça fazladır. Yine bir örnekle konuya açıklık getirelim; canınız tatlı, tuzlu, durmak bilmeksizin envayi çeşit sağlıksız yiyeceklerden ister, siz de bir şekilde kendinizi durdurmadan bu isteklere teslim edersiniz.
Eğer uzun süredir bu şekilde hazzın sizi yönlendirdiği bir yaşam sürüyorsanız hazzı erteleyebilme becerisi ile ilgili yetileriniz zayıflamıştır ve kendinizi çoğu zaman ‘ben iradesizim’, ‘hiçbir şeyi kontrol edebilme becerim yok!’ şeklinde mahküm edersiniz. Bu da kendi içinizde bir öğrenilmiş çaresizlik geliştirmenize sebep olacaktır. Bir başka yazımda bu konuyu özellikle ile ele almak istiyorum. İşin kötü tarafı hazza kendinizi ne kadar teslim ederseniz haz sizin için değeri o denli kaybeder, daha fazlası daha farklısı olsun derken tatminsiz, bazen de tadı olmayan ama insana yükü olan bir alışkanlık içinde bulursunuz kendinizi. Bundan dolayı ne olursa olsun size fazlasıyla keyif veren, haz veren şeyler ile araya biraz mesafe koymak iyi olacaktır. Peki, size haz veren şeyler neler?
Ne ile mesafe koyup, hazzınıza direnç gösterdiğinizde ‘yapamayacağım galiba’ ya da ‘bu sefer de olmadı ’cümlelerini tekrar ediyorsunuz? Bu sesleri bir kriz anı gibi düşünmeli. Bu krizin içinden en sağlam şekilde çıkabilmenin en iyi yolu, dikkatinizi farklı bir yöne çekebilmek olacaktır. O an için kendinizi, yağmura yakalandığınızda sığınacak bir köşe arar gibi düşünebilirsiniz. Yürüyüş yapmak, arkadaşınız ile konuşmak olabilir; buna ev içinde spor yapmak da eklenebilir. Bu örnekleri kendi hayat tarzınıza ve imkânlarınıza göre şekillendirebilirsiniz. Bu ataklar sizi ara ara zorlasa da iradenizi kullanarak ilerlemenizi gördükçe hem kendinize karşı saygınız hem de güveniniz artacaktır, emin olun. Ve şunu da eklemek isterim ki aynı anda birden çok alanda mücadeleye girmemeli; bir haz nesnesine odaklanmak sizi daha başarılı hissettirecektir. Çünkü bu başlangıçta kapasitenizin üstünde bir güç isteyebilir.
Bu beceriyi geliştirmek istiyorsanız ara ara keyif aldığınız çok zarar vermeyen dahi olsa minik engeller koymak bu sürece yardımcı olacaktır. Hayatınızı iyi kılmaya yönelik bir amacınız ve nedeniniz varsa mücadele her zaman denemeye değerdir. Sevgiler..